Çalışma Alanlarımız
BM İnsan Hakları Konseyi’nin Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir bir Çevre Hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riaño tarafından yayınlanan raporu değerlendiren Deniz Gümüşel; “Hava kirliliği toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor" dedi.
Her gün daha fazla hissedilen hava kirliliği artık insan hakları krizi haline geldi. Temiz hava, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kapsamında yasal olarak tanınan bir insan hakkı olmakla birlikte, bu hak kapitalist devletler tarafından her geçen gün daha fazla tehdit edilmeye devam ediyor.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Hava kirliliği Özel Raportörü Astrid Puentes Riaño imzasıyla 6 Mart 2026 tarihinde yayınlanan raporu, Temiz Hava Hakkı Platformu üyesi Deniz Gümüşel değerlendirdi.
"Eşitsizlik daha da derinleşiyor"
BM Özel Raportörü Puentes Riaño, hava kirliliğinin önlenebilir ve çözülebilir bir kriz olduğunu vurguluyor. Bunun için başta fosil yakıtların terk edilmesi olmak üzere bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış çözümler zaten var. Bu çözümleri hayata geçirmek ise devletlerin ve şirketlerin sorumluluğunda. Raporda devletlerin, hava kirliliğini önlemek ve insan ve çevre sağlığını korumak konusunda uluslararası hukuk kapsamında yükümlü olduklarının altı çiziliyor.
Her yıl 8 milyon erken ölüm BM Raporunda, fosil yakıt kirliliğinin her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme neden olduğuna dikkat çekildi. Bu durumdan en çok çocuklar, yaşlılar ve yapısal eşitsizliklere maruz kaldığını belirten Gümüşel, “Hava kirliliği toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleşiyor toplumun yapısal eşitsizliklerden zarar gören kesimleri yani emekçiler işsizler yoksul halk kesimleri kadınlar çocuklar hava kirliliğinin yaşamsal etkilerine çok daha fazla maruz kalıyorlar” dedi.
"İnsan hakları ihlali"
Raportör Astrid Puentes Riaño tarafından yayınlanan raporda, devletler ve işletmelerin harekete geçme konusunda açık yasal yükümlülüklerine yer verilirken, “Gecikme bir politika değil, insan haklarının ihlali” vurgusu yapıldı. Gümüşel, “Sanayi bölgelerinde yaşayan işçiler onların aileleri, termik santral bölgelerinde yaşayan halk büyük yoksul mahallelerinde yaşayan insanlar ve göçmen mülteciler hava kirliliğinden çok daha fazla etkileniyorlar. Bu bölgelerde yaşayanlar bir bütün olarak sağlıkları çok daha fazla risk altında. Hava kirliliğinin azaltılması hava kalitesinin iyileştirilmesi bu toplumsal eşitsizliklerin de giderilmesi anlamına geliyor.
"Tespitlerimiz örtüşüyor"
Raporu Türkçe’ye kazandıran Temiz Hava Hakkı Platformu adına konuşan Halk Sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, “BM Raportörünün Türkiye için vurguladığı noktalar Platform olarak tespitlerimizle örtüşüyor. Hava kirliliği ülkemiz için de kriz düzeyindedir. İnce partikül madde (PM2.5) kirliliği nedeniyle Türkiye’de 2024 yılında 62 binden fazla erken ölüm gerçekleşti. Hava kirliliğinin ekonomik maliyeti ise yılda yaklaşık 138 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu rakam Türkiye’nin yıllık gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor” dedi.
BM Özel Raportörü ’nün raporunu değerlendiren Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol ise, “BM raporu bize açıkça şunu hatırlatıyor: Hava kalitesi politikalarının merkezine halk sağlığının yerleştirilmesi gerekiyor. Sağlık etkilerinin hesaplanması ve sonuçların politika süreçlerine entegre edilmesi, daha güçlü ve etkili kararların alınmasını sağlayacaktır. Temiz hava için güçlü düzenlemeler, bilim temelli standartlar ve fosil yakıt kirliliğini azaltmaya yönelik politikaların hem insan haklarını hem de halk sağlığını korumak için kritik olduğunu ortaya koyuyor. Bu rapor çok açık bir şey söylüyor: Devletler ve şirketler, zararları önlemeli, insan haklarına sıkı bir özen göstererek hareket etmeli ve temiz havayı garanti altına almak için etkili önlemler almalıdır” dedi.
Rapordan öne çıkanlar:
Harekete geçmemek artık bir politika tercihi değil, insan haklarının ihlali anlamına geliyor.
Hava kirliliği en çok yapısal eşitsizliklere maruz kalan grupları etkiliyor BM Özel Raportörü’nün raporu, hava kirliliğinin etkilerinin toplumda eşit dağılmadığını da ortaya koyuyor.
Sağlık açısından daha kırılgan olan çocuklar, hamile kadınlar ve yaşlılar ile yapısal eşitsizliklere maruz kalan ve yoksulluk içinde yaşayan gruplar kirliliğin en ağır sonuçlarına maruz kalıyor.
Erken doğumdan astıma, kalp-damar hastalıklarından demansa kadar birçok ciddi sağlık sorunu hava kirliliği ile doğrudan bağlantılı.
Fosil yakıt kullanımının artmaya devam etmesi sağlık eşitsizliklerini büyütüyor. Türkiye’de durum: Herkes kirli hava soluyor Rapor Türkiye için de ciddi bir tabloya işaret ediyor. Türkiye’ye ilişkin bulgular arasında şunlar öne çıkıyor: - Türkiye ana kaynağı kömür olan kükürt dioksit kirliliği açısından en kirli ülkeler arasında.
Hava kirliliği her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme yol açıyor Hava kirliliğinin yol açtığı sağlık ve üretkenlik kayıplarının küresel maliyeti 2019 yılında 8,1 trilyon dolara ulaştı.
Kaynak: Temiz Hava Hakkı Platformu
Çerez kategorilerini ayrı ayrı yönetebilirsiniz
Bu çerezler web sitesinin düzgün çalışması için gereklidir ve devre dışı bırakılamaz.
Bu çerezler, ziyaretçilerin web sitesini nasıl kullandığını anlamamıza yardımcı olur.
Kullanılan Servisler: Google Analytics
Bu çerezler, size özelleştirilmiş reklamlar göstermek ve pazarlama kampanyalarımızın etkinliğini ölçmek için kullanılır.
Kullanılan Servisler: Google Ads, Facebook Pixel
Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası ve Kişisel Verilerin Korunması sayfalarını inceleyebilirsiniz