e-Bülten Haberleri

Coca cola servetCoca-Cola İçecek’in (CCI) 11.’sini yayınladığı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre; 2018’de Türkiye’de sıfır atıkla üretim yapan fabrika sayısını artıran CCI, 6 ülkede operasyonel iyileştirmeler, akıllı teknoloji kullanımı ve sürdürülebilir ambalajlama projeleri ile 18 milyon ağacın bir yılda çektiği miktarda karbondioksitin atmosfere karışmasını önledi.

 Anadolu Grubu’nun ana hissedarı olduğu, Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Orta Asya ve Pakistan’da faaliyet gösteren Coca-Cola İçecek (CCI), 11. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Rapor, şirketin sürekli geliştirdiği sürdürülebilirlik performansını ve 2018 yılında hayata geçirdiği projeleriyle çevreye ve topluma sağladığı katkıları şeffaf bir şekilde paylaşmaya devam ediyor.

 UNGC 100 Endeksinin Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) tarafından 2013 yılında başlatılmasından bu yana CCI, Türkiye’den endekse giren ilk ve tek şirket olmaya devam ediyor. Tüm faaliyetlerinde daha az tüketerek daha çok üretmeye odaklanan CCI, çevresel ayak izinin en aza indirilmesi, doğal kaynakların verimli kullanımı ve daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle 2018’de 152 yeni projeyi hayata geçirdi.

Türkiye, Ürdün, Kazakistan, Azerbaycan, Pakistan ve Kırgızistan’da yapılan iyileştirme projeleriyle toplam 11 milyar litre su doğaya geri kazandırıldı, 18 milyon ağacın bir yılda çektiği miktarda karbondioksitin atmosfere karışması önlendi ve yaklaşık 500 milyon kilovat saat üzerinde elektrik tasarrufu elde edildi.

Türkiye ve Pakistan’da desteğe ihtiyaç duyan kadın, çocuk ve aileler ile birlikte engelli bireyler, mülteci çocuklar ve yaşlılara yönelik olarak 23 şehirde 1000’e yakın CCI gönüllüsü 140 binin üzerinde insana ulaştı.

Coca-Cola İçecek Kurumsal İlişkiler Direktörü Servet Yıldırım rapor ile ilgili şu açıklamada bulundu:

“Çok uluslu bir içecek şirketi olarak en önemli amacımız, ürünlerin hammadde tedarikinden tüketicilere ulaşana kadar süren yolculuğunda, operasyonlarımızı sürdürdüğümüz tüm ülkelerde, paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratmak. Çevresel etkimizi en aza indirerek daha az atık üretme, toplam karbon ayak izimizi azaltma, enerji verimliliğimizi artırma ve su yönetimi çalışmalarımız sürdürülebilirlik stratejimizin temelini oluşturuyor. Faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda suyun geri kazandırılması ve karbondioksit salınımının önlenmesine yönelik yürüttüğümüz projelerle 2018’de kaydettiğimiz başarı bizim için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye operasyonumuz bugün tüm dünyadaki Coca-Cola sistemi içerisinde en az su ve enerji kullanan operasyonlardan biri. Türkiye'de plastik, cam, metal ve alüminyum ambalaj atıkları için geri dönüşüm oranımız 2018 yılında %56’ya ulaştı. Tasarımdan geri dönüşüme kadar bütün süreçleri kapsayan sürdürülebilir ambalajlama çalışmalarımız çevresel ayak izimizi azaltmak adına en çok önem verdiğimiz konu. Sorumlu bir kurumsal vatandaş olarak daha iyi bir gelecek yaratmak ve faaliyet gösterdiğimiz toplumlara daha çok fayda sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Rapora https://cci.com.tr/sustainability-report/ adresinden ulaşılabilir.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iklim değişikliğinin 80 milyon insanın işini kaybetmesine neden olacağını ve zaten varolan ekonomik eşitsizliği daha da güçlendireceğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iklim değişikliği nedeniyle artacak sıcakların 2030 yılına kadar 80 milyon istihdama mal olacağını ve dolayısıyla zaten var olan ekonomik eşitsizliği de güçlendireceğini açıkladı..

ILO’nun hazırladığı rapora göre, gelecek 10 yıl içinde iklim değişikliğinden en fazla günümüzde  940 milyon kişinin çalıştığı tarım ve inşaat gibi açık havada çalışmayı gerektiren sektörler etkilenecek ve özellikle de yoksul ülkeler bu durumla baş etmekte çok zorlanacak.

Rapora göre, 2030 yılına kadar azalacak çalışma saatlerinin yaklaşık yüzde 60’ı tarım sektöründe olacak. İnşaat sektöründeki kaybın ise yüzde 19'u bulacağı belirtiliyor.

ILO’nun araştırma bölümü başkanı ve raporun baş yazarı Catherine Saget bu durumdan en fazla Asya ve batı Afrika ülkelerinin etkileneceğine dikkat çekiyor.

Saget;  Isı artışının işgücü verimliliğine etkisi, değişen yağmur düzenleri, deniz seviyelerinin yükselmesi ve biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi diğer olumsuz etkilerin ,iklim değişikliğinin ciddi bir sonucu olduğunu belirtti .

Geri dönüştürülmüş plastikten yapılan ilk bisiklet yolu Hollanda'da açıldı.

PlasticRoad hollandaPlasticRoad olarak bilinen söz konusu proje, 2015 yılından beri geliştirilmekte ve boru üreticileri Wavin ve enerji şirketi Total ile işbirliği içinde Hollandalı mühendislik firması KWS tarafından yaratıldı.

Asfalt veya çimento gibi geleneksel malzemeler yerine, proje, dökme halde taşınabilen ve şantiyelere hızla monte edilebilen hafif prefabrik yol blokları inşa etmek için geri dönüştürülmüş plastik kullanıldı. Bu bloklar oyuk olduklarından, tamamlanmadan önce bunları drenaj boruları, elektronik kablolar ve trafik sensörleri gibi iç sistemler ile donatmak, önceden var olan yapılara sorunsuz bir şekilde entegre olan siparişe göre yapılmış yol parçaları oluşturmak mümkün. Ayrıca geleneksel yollara göre %70 daha hızlı döşenebiliyor.

PlasticRoad'a göre, bu prefabrik bloklar normal yollardan çok daha az bakım gerektiriyor ve eski asfalt/çimentoya göre üç kat daha uzun ömürlü. Yollar ömrünü tamamladıktan sonra tekrar geri dönüştürülmeleri de kolay olacak. Bloklar otomobilleri ve diğer motorlu taşıtları taşıyacak kadar güçlü olsa da, projenin test aşamasında, PlasticRoad bunları bisiklet yolları oluşturmak için kullandı.

Kurulumdan önce, modüller çeşitli elemanları izleyen bir dizi sensörle donatıldı; sıcaklık, performans ve dayanıklılık ve herhangi bir zamanda bisiklet yolu boyunca kaç bisikletlinin bisiklet sürdüğü bilgileri sensörler tarafından kaydediliyor. PlasticRoad, Zwolle'deki pilot projenin sadece dünyanın plastik atıklardan oluşturduğu ilk bisiklet yolu değil, aynı zamanda dünyanın ilk akıllı bisiklet yolu olduğunu belirtti.

1564046188 L Or al T rkiye Genel M d r Laurent Duffier 3 1L’Oréal, ‘Güzelliği Herkesle Paylaşmak’ adlı sürdürülebilirlik programının 2018 sonuçlarıyla beraber, geleceğe yönelik yeni taahhüdünü de açıkladı; “Plastiksiz Bir Dünya.”

 L’Oréal, Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’ndaEllen McArthur Vakfı tarafından başlatılan “Yeni Plastik Ekonomisi” girişiminin altına imza attı. Bu girişim ile L’Oréal, 2025 yılına kadar tüm tüketici ürünlerinin plastik ambalajlarının, %100 tekrar kullanılabilir, geri dönüştürebilir veya doğada çözünebilir olacağını taahhüt etti. L’Oréal ayrıca sürdürülebilirliğe dair gerçekleştirdiği çalışmalarla, bağımsız derecelendirme kuruluşu CDP tarafından 3 yıl üst üste en yüksek AAA notu alan tek şirket oldu ve 4000 şirketi geride bıraktı.

 Bugün, dünya üzerinde 1 milyon canlı türü tükenme tehlikesi altında, küresel ısınmayı kontrol altına almak için ise sadece 12 yılımız kaldığı öngörülüyor. 2050 yılına geldiğimizde denizlerde balıklardan daha fazla sayıda plastik olacağı varsayılırken, halen her yıl 8 milyon ton plastik, okyanuslara atılıyor.

 2013 yılında “Güzelliği Herkesle Paylaşmak” sürdürülebilirlik programını hayata geçiren L’Oréal, plastik atıklara dur demek adına Dünya Ekonomik Forumu’nda Ellen McArthur Vakfı tarafından başlatılan “Yeni Plastik Ekonomisi” girişiminin altına imza attı. L’Oréal, bu girişim kapsamında 2025 yılına kadar tüm tüketici ürünlerinin plastik ambalajlarının %100 tekrar kullanılabilir, geri dönüştürebilir veya doğada çözünebilir olacağını taahhüt etti.

karbon emisyon 2İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği tarafından Ankara'da bir otelde "COP24 İklim Değişikliği Müzakerelerinin Çıktıları" toplantısı düzenlendi.

Dernek Başkanı Baran Bozoğlu, uluslararası alanda yapılan toplantılar ve politikalara rağmen karbon ile sera gazı emisyonlarının hızla artmaya devam ettiğini belirterek, "İklim değişikliği problemine uluslararası alanda da çözüm üretilemediğini üzülerek görüyoruz." dedi.

Bozoğlu, burada yaptığı konuşmada, 14 Şubat'ta birinci yılını dolduracak derneğin kuruluş amacının, dünyada ve Türkiye'de yaşanan iklim değişikliği sorununa yönelik bütün tarafları bir araya getiren, bu konuda teknik ve bilimsel veriyi üreten mekanizmayı hayata geçirmek olduğunu söyledi.

İklim değişikliği konusunda Türkiye'nin kendi özeline yönelik bilimsel verilerin yeterince oluşturulamadığını anlatan Bozoğlu, aynı zamanda enerji, çevre, eğitim, sağlık gibi birçok alanda iklim değişikliği sorununa yönelik müdahalenin yeteri kadar yapılamadığını dile getirdi.

Bozoğlu, bu sorunlara çözüm üretmeyi hedefleyen bir anlayışla yola çıktıklarını belirtti.

Paris İklim Anlaşması, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü gibi iklim değişikliğiyle ilgili çalışmalara işaret eden Bozoğlu, şöyle konuştu:
"Uluslararası alanda yapılan onlarca toplantıya, politikalara rağmen hızlı şekilde karbon, sera gazı emisyonlarının artmaya devam ettiğini, iklim değişikliği problemine uluslararası alanda da çözüm üretilemediğini üzülerek görüyoruz. İklim değişikliği problemine karşı Paris Anlaşması'nın şu an temel bir hedefi var, dünya sıcaklığını 2 dereceyle, mümkünse de 1,5 dereceyle sabitlemeye çalışıyor. Bu çok değerli bir hedef fakat şu anda ülkelerin verdiği raporlarda bu hedefin ne yazık ki tutturulamadığını görüyoruz. Şu an dünya zaten 1 derece ısınmış durumda ve bunun yansımalarını Türkiye'de, bölgelerimizde farklı bir etkiyle görüyoruz. Dolayısıyla 1,5 derece hedefini tutturmak adına bizlerin de Türkiye'de çalışma yapması gerekiyor. Uyum politikalarının hayata geçirilmesi gerekiyor."