e-Bülten Haberleri

ipc Ulasim

  • İstanbul Politikalar Merkezi’nin ‘Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2050’de Net Sıfır’ raporuna göre, ekonomide yapılacak düzenlemelerle Türkiye, karbonsuzlaşma hedefine 30 yıl içinde ulaşabilir
  • Çalışma, Türkiye’nin Net Sıfır hedefine nasıl ulaşacağını ortaya koyan ilk araştırma
  • En hızlı karbon azaltımı yapılabilecek sektörün elektrik olduğu vurgulanırken, elektrik üretimi kaynaklı emisyonların 10 yılda yarıya indirilmesi öngörülüyor
  • 2030’a kadar hidroelektrik dışındaki yenilenebilir enerji kurulu gücünün toplamdaki payının yüzde 17’den yüzde 50’ye çıkarılması, 2030’dan önce başlayan kömürden çıkışın 2035’te tamamlanması, hedefe ulaşmadaki önemli adımlar

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) hazırladığı ‘Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2050’de Net Sıfır’ raporu, online bir etkinlikle açıklandı. Raporda, 6 Ekim’de TBMM’de kabul edilen Paris Anlaşması uyarınca, 2050 yılına kadar iklim değişikliğiyle mücadelede net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için atılması gereken adımlara yer veriliyor. Çalışma, Türkiye’nin karbon emisyonlarının 2050’ye dek nasıl bir seyir izleyeceğini ve Net Sıfır hedefine uygun olarak 2050’ye kadar emisyonları sıfırlamak için izlenmesi gereken olası yolu, bilimsel verilerle ortaya koyan ilk araştırma. Rapor, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) hangi doğrultuda revize edilmesi gerektiğine de ışık tutuyor.

Etkinliğe, raporun araştırma ve yazı ekibinden İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, EPRA Genel Müdürü Doç. Dr. Osman Bülent Tör, ODTÜ öğretim görevlisi Dr. Bora Kat, EPRA Projeler Yardımcı Direktörü Dr. Saeed Teimourzadeh, GTE Carbon Yönetici Ortağı Kemal Demirkol, Venesco Yönetim Kurulu Başkanı Arif Künar, ODTÜ Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebru Voyvoda ve Kadir Has Üniversitesi Ekonomi bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan katıldı.

Türkiye’nin 2015’te, niyet beyanı olarak sunduğu Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC), 2053’te Net Sıfır hedefiyle uyumlu olmadığını, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu orta ve uzun vadeli bir yol haritası belirlenmesi ve yeni bir Ulusal Katkı Beyanı’nın hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Şahin, raporla Türkiye’nin iklim politikası ve karbon sıfır dönüşümünün bilimsel temelde tartışılmasını amaçladıklarını söyledi.

 

izmir atikİzmir Büyükşehir Belediyesi Türkiye'ye örnek bir çevre projesine daha imza attı. Çiğli Harmandalı’da park bahçelerden çıkan bitkisel atıkların organik gübreye dönüştürüldüğü tesis kuruldu. Bornova Işıkkent ve Çeşme’de daha geniş kapasiteli benzer iki tesis kurulması için de hazırlıklar sürüyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in atıkların hammadde olarak değerlendirilip ekonomiye kazandırılması politikası doğrultusunda İzmir'de Türkiye'ye örnek olacak bir çevre projesi daha başladı. Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası ile Ödemiş ve Bergama'da kurulan entegre katı atık yönetim tesislerinde evsel katı atıkları ayrıştırarak organik gübreye ve elektrik enerjisine dönüştüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Harmandalı Düzenli Çöp Depolama Alanı’nda ekolojik bir tesisi daha hizmete aldı. 

Çevre ilçelerdeki park ve bahçelerin bitkisel atıklarının organik gübreye dönüştürüldüğü katı organik gübre tesisi kuruldu. Tesisten çıkan organik gübreler hem Harmandalı Düzenli Depolama Alanı’ndaki rehabilitasyon alanında hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin park ve bahçelerinde peyzaj uygulamalarında kullanılıyor. Büyükşehir, Bornova Işıkkent ve Çeşme’de de daha geniş kapasiteli benzer iki tesis kuracak.  

qnbQNB Finansportföy temiz enerji ve su temalı yerli ve yabancı fonlardan oluşan ‘Temiz Enerji ve Su Fon Sepeti Fonu’nu hayata geçirdi. Fon sepetinin içeriği, temiz enerji ve su alanlarında; üretici, dağıtıcı veya altyapı sağlayıcı olarak faaliyet gösteren ve sürdürülebilirlik sürecine katkı yapan şirketlerin yer aldığı yatırım fonlarından oluşuyor.

Dünyada sürdürülebilir kalkınma çalışmaları çerçevesinde gün geçtikçe artan temiz su ve enerji alanında çalışmalar yapan şirketlere ve bu alandaki finansman çözümlerine olan destekler her geçen gün artıyor. QNB Finansportföy de temiz enerji ve su temalarına yönelik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin fonlanmasına destek olmak, söz konusu kurumların kazancına iştirak etmek ve de söz konusu sektörlere yatırım yapmak isteyen müşteriler için sepet portföy oluşturarak yatırım alternatifi sunmayı hedefliyor.

QNB Finansportföy tarafından hayata geçirilen ‘Temiz Enerji ve Su Fon Sepeti Fonu’ şirketin temiz enerji stratejisiyle uyumlu yatırım alanlarını tanımlayarak, yerli ve yabancı fonlar aracılığıyla orta ve uzun vadeli yatırım yapmak isteyen, anapara kaybı ve fon riskleri hakkında bilgisi olan yerli ve yabancı yatırımcılara hizmet sunuyor. Sepet fon portföyünde; temiz enerji alanında güneş, rüzgar, jeotermal, dalga, biyoenerji; temiz su kaynaklarının korunması dağıtımı, atık sularının arıtılması, işlenmesi, analiz edilmesi, sanitasyonu ve filtrasyonu gibi iş kollarında faaliyet gösteren şirketler öne çıkıyor.

QNB Finansbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Enis Kurtoğlu konuyla ilgili şunları söyledi; “QNB Finansbank olarak iştirakimiz QNB Finansportföy ile birlikte sürdürülebilir kalkınma konusundaki çalışmaları biz de ön plana aldık ve hayata geçirdiğimiz fon sepetiyle yatırımcılara yenilikçi enerji çözümlerini destekleme, bu çözümlere yatırım yapmalarına öncü olma, emisyonları azaltma ve iklim değişikliğiyle mücadele etme imkanı sunuyoruz.”

Temiz Enerji ve Su Fon Sepeti Fonu’nun en az yüzde 80’i devamlı olarak temiz enerji ve su temalarına yatırım yapan yerli ve yabancı yatırım fonlarıyla borsa yatırım fonlarının katılma paylarına yatırılıyor. Temiz enerji ve su temalarının her birine ayrı ayrı ve devamlı olarak fon toplam değerinin asgari yüzde 40’ı oranında yatırım yapılıyor.

Paris iklimParis Anlaşması 6 Ekim 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda oybirliği ile kabul edilmiş, 7 Ekim 2021 tarihli Resmi Gazete’de de anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun yayınlanmıştı.

Paris Anlaşması’nın yürürlüğe gireceği tarihi belirleyen Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’nin 4 Kasım 2021 tarihli sayısında yayınlandı.

Karara göre anlaşma 10 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe girdi.

7/10/2021 Tarihli ve 4618 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Onaylanan “Paris Anlaşması”nın Yürürlük Tarihinin 10/11/2021 Olarak Tespit Edilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı:4738)

tskb ekonTSKB Ekonomik Araştırmalar, “TSKB Bakış” yayın serisine yeni bir rapor daha ekledi. Covid-19 salgını sonrası dönemde dijital teknolojilerin ekonomik faaliyetlerde yaratacağı dönüşümü ve yeşil ekonomiye geçişte oynayacağı rolü mercek altına alan “Dönüşümün Anahtarı: Dijitalleşme ve Yeşil Teknolojiler” başlıklı çalışma, detaylı bir analiz sunarken, dijital erişim eşitsizliğinin boyutunu ve çözüm önerilerini de ortaya koyuyor.

TSKB Ekonomik Araştırmalar, dijitalleşme ve yeşil ekonominin Covid-19 salgını sonrası dönemde ekonomik faaliyetleri nasıl ve ne şekilde dönüştüreceğine ilişkin raporunda geleceğe ışık tutuyor. Yeni döneme yönelik öngörülerin mercek altına alındığı çalışma, bu öngörüleri günümüze ve geleceğe dair çarpıcı analizlerle destekliyor. Cem Avcıoğlu tarafından kaleme alınan “Dönüşümün Anahtarı: Dijitalleşme ve Yeşil Teknolojiler” raporundan öne çıkan bazı bilgiler şöyle:

Sınır teknolojiler gelişmekte olan ülkeler lehine rekabet avantajı yaratabilir

Dijital ekonomi, hayatın hemen hemen her alanında biriken dijital verilerin toplanması, analiz edilmesi ve kullanılması ile evrimini sürdürüyor. Bu yetkinlikleri diğer çeşitli disiplinlerle birleştiren yeni dijital teknolojiler (sınır teknolojiler), gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat penceresi sunuyor. 2025 itibarıyla toplam 3,2 trilyon dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşması beklenen ve nesnelerin interneti, yapay zekâ ve robot bilimi gibi alanları kapsayan bu teknolojilerin mevcut iş kollarına uygulanması, yeni ürün ve hizmetlerin keşfi yoluyla yakın gelecekte gelişmekte olan ülkeler lehine rekabet avantajı yaratma potansiyeline sahip. Öte yandan günümüzde sayıca çoğalıp, sofistike hale gelen siber saldırılar verinin bütünlük ve gizliliğini tehdit ederken, bireylerin, işletmelerin ve devletlerin dijital çağa adaptasyonuna ve operasyonlarına sekte vurabilecek bir nitelik taşıyor.