Haberler

migrosGıda kayıplarının önüne geçilmesi ve tüketilebilir durumdaki gıdaların yeniden değerlendirilebilmesi amacıyla ‘Gıda’ya Saygı’ projesini hayata geçiren Migros Ticaret A.Ş., bu kapsamda çok yönlü bir çalışma gerçekleştirerek ,2025 yılına kadar gıda imha tonajlarının satış tonajlarına oranını yarı yarıya indirmeyi hedefliyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün araştırmasına göre dünyada üretilen gıdaların üçte biri çöpe gidiyor. Doğru mekanizmalar ve koordinasyonla, bu küresel sorun karşısında etkili bir çözüm adresi olmak isteyen Migros ,gıda perakendesi sektöründeki öncü konumunu koruyarak bu alanda sorumluluk alıyor.

‘Gıdaya Saygı’ çatısı altında, geniş çaplı faaliyetler yürüten Migros, öncelikle, operasyonel süreçlerini gözden geçirerek gıda kayıplarının önlenmesi için geliştirmeler yapıyor. Ayrıca, görsel olarak satış kriterlerine uymayan veya son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin gıda olarak değerlendirilmesi, hiç tüketilemez durumdaki gıdaların da enerjiye dönüştürülerek değerlendirilmesini sağlıyor.

Migros, dünyanın önde gelen perakendeci ve üreticilerinin çatı örgütü olan ve global arenada sektöre sürdürülebilirlik konusunda da yön veren Consumer Goods Forum (CGF - Tüketici Ürünleri Forumu) üyesidir. Bu foruma üye olan tüm şirketler gibi Migros’ta 2025 yılı itibariyle gıda atıklarını yüzde 50 azaltma konusunda taahhüt vermiştir. Migros, bu taahhüde uygun olarak büyük bir hassasiyetle çalışmalarına devam etmektedir.

Migros, kayıpları kaynağında azaltma hedefi doğrultusunda operasyonlarından doğan gıda imhalarına odaklanıyor. Fazla stoklamadan doğan kayıpları önlemek amacıyla, 2018 yılında, meyve sebzede otomatik sipariş sistemini devreye alan Migros, bu sistem ile ilk olarak denediği 114 mağazada, meyve – sebze imhalarını 3,4 puan düşürmeyi başardı. Doğru stoklama, saklama ve sunumla, ürünleri tüketicilere ulaştırmaya önem veren Migros, tüm bu çalışmalarla doğru orantılı olarak, son kullanma tarihi yaklaşan taze ürünlerde %25 - 50 arası indirim fırsatları sunarak bu ürünlerin değerlendirilmesine katkı sağlamış ve 2018 yılında toplam 10 MigrosJet mağazasının cirosu kadar gıda kurtarmıştır.

IMG 2580ÇEVKO Vakfı ve Keşan Belediyesi iş birliği ile bu yıl 1-4 Ağustos tarihlerinde Erikli’ de düzenlenen Trakya Müzik Festivali’nde çevre bilincinin aşılanması ve geri dönüşüm bilincinin arttırılması için geçen yıl olduğu gibi bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirdi.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcılarıyla, birbirinden farklı, eğlenceli ve anlamlı etkinlikleriyle, sahne alan sanatçı ve müzik gruplarıyla yoğun ilgiyle karşılanan Trakya Müzik Festivali, aynı zamanda sıfır atık felesefesine uygun olarak çevreci yaklaşımı ile dikkat çekti. ÇEVKO Vakfı’nın   Çevreci Kedi ÇEVKİ ve ambalaj atıkları maskotları festivalcilerin yoğun ilgisi ile karşılaştı.

100 binin üzerinden katılımcıyı misafir eden organizasyon temiz bıraktığı bir çevre ile örnek teşkil etti. Çevreci festivallerin artarak devam etmesini diliyoruz.

Sifir karbon cagrisiAğustos ayında Fransa’da yapılan G7 Zirvesi’nde ,dünyanın etkin şirketleri ve NGO’ları liderlere iklim değişikliği politikalarını güçlendirmek ve sıfır karbonlu ekonomiye dönüşümü hızlandırma çağrısı yaptı.

Küresel Ekonomi ve İklim Komisyonu’na göre, düşük karbon ekonomisine dönüşümün 2030 yılına kadar 26 trilyon ABD dolarlık ekonomik getiri ve 65 milyon yeni iş yaratma potansiyeli bulunuyor. We Mean Business Koalisyonu ortaklarının girişimleriyle de 19,3 trilyon ABD doları piyasa değeri olan ve küresel GSYİH’nın yüzde 25’ine denk gelen 980’den fazla şirket, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 1550’den fazla taahhütte bulundu.

İklim değişikliğiyle mücadele konusunda, şirketler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarından (NGO) oluşan küresel bir koalisyon olan We Mean Business’ın açık çağrısında öne çıkan bazı talepler şöyle;

Küresel net sermayenin yüzde 60’ından fazlasını ve küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 50’sini temsil eden G7 hükümetlerini, iklim değişikliği konusunda harekete geçme ve Paris Anlaşması’na olan bağlılıklarını teyit etmeye ve liderlik göstermeye davet ediyoruz.

  • 2050 yılına kadar sıfır emisyonlu bir ekonomi için adil dönüşümün yol haritasını belirleyin.
  • Belirlenen bu amaç doğrultusunda Ulusal Katkı Beyanlarını (Nationally Determined Contribution, NDC) ve 2030 yılı hedeflerini güçlendirin.
  • Sıfır emisyonlu ekonominin inşasında temeli oluşturan ekonomik sistemlerin dönüşümüne ışık tutmak amacıyla iş dünyasına bu ulusal planları ve hedefleri destekleyen sektörel hedefler ve politikalar sağlayın ve düzenleyici mevzuattaki belirsizlikleri ortadan kaldırın.

Talepler arasında ayrıca, yenilenebilir enerjinin payının artırılması, kömür finansmanının durdurulması, elektrikli araçlara yatırım ve adil dönüşüm gibi konular da yer alıyor.

BMnin Yeni Raporu patricia espinosaBM tarafından yeni yayımlanan bir rapor hükümetler tarafından iklim değişikliğine dair atılan adımlar hakkında bilgi verirken hükümetlerin iklim eylemlerini hızlandırmalarını sağlayabilecek bilgi birikimi ve deneyimini sunuyor.

BM İklim Zirvesi’nde veri olarak kullanması için hazırlanan “İklim Eylemi ve Destek Eğilimleri” raporu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) başlangıcından bu yana geçtiğimiz 25 yıl içinde kaydedilen ilerlemelere dikkat çekiyor. Raporun, hükümetlerin Ulusal Katkı Beyanları (NDCs) olarak da bilinen ulusal iklim eylem planlarını 2020’ye kadar hazırlanmalarına yardımcı olabileceği de belirtiliyor.

Patricia Espinosa “Önümüzdeki iki yıl bütün hükümetler -ve devlet dışı aktörler- için, mevcut çerçeveden faydalanmak ve ihtiyacımız olan değişiklikleri yapmak adına önemli bir fırsat kapısı açıyor” diyor ve ekliyor: “İyi haber ise işin büyük bir kısmı başladı. İklim değişikliğinin varoluşsal tehdidini ele almanın aciliyeti göz önünde bulunduruluyor ve eyleme geçmek için sağlam bir temel mevcut ancak eylemin hızı çok yavaş ve hızlanması gerekiyor”.

Rapor, kısa bir dengelenme döneminden sonra, küresel sera gazı emisyonlarının artmaya devam ettiği yönünde uyarıda bulunuyor. Bazı alanlardaki ilerlemelere rağmen hükümetlerin, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmaları için gereken ulusal iklim eylem planlarının yetersiz olduğu söyleniyor.

İklim değişikliğinin etkilerinin ve yarattığı tehlikelerin arttığına dair bildirimde bulunan birçok ülkede acilen harekete geçilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor.

Yeni BM raporu; bu etkileri ve ülkelerin seragazı emisyonlarının azaltımında aldığı ölçümleri ve bu çerçevede iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı artırmak amacıyla kullandıkları önlemleri özetliyor.

Rapor, ülkelerin iklim eylemlerini planlama, finanse etme, uygulama, izleme ve değerlendirme için kurumsal düzenlemeleri hızlandırdığını ve emisyonları azaltma ve iklim değişikliğine uyum sağlama eylemleri portföyünün genişlediğini de gösteriyor.

UNFCCC Yönetici Sekreteri Patricia Espinosa’nın da belirttiği gibi, etkili eylemler için çalışmalar yapılırken, uluslararası topluluğun hızlanması için, özellikle 23 Eylül’de New York’ta gerçekleşecek olan İklim Zirvesi ve Şili’de gerçekleşecek olan COP25 zirvesinde, temel fırsatların tam olarak kullanılması gerekiyor.

Espinosa, “İklim Zirvesi, dünya çapındaki hükümet ve iş dünyası liderlerini konuşmaktan daha fazlasını yapmaya; sera gazı emisyonlarının azaltımına nasıl katkı sağlayacaklarını ve iklim değişikliğinin etkilerine nasıl uyum sağlayacaklarını belirtmeye ve ısınmayı 1.5 derecenin altında güvenle tutmaya çağırıyor” dedi.

insertGeleceği besleyen Nesquik Kahvaltılık Gevrekler, WWF-Türkiye işbirliğiyle hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesiyle yaşamı tehdit altında olan hayvanlara dikkat çekiyor! Geçtiğimiz yıl 20.000 yavru yeşil deniz kaplumbağasını doğal yaşamına kavuşturan Nesquik, bu yıl da doğa için çalışmaya devam ediyor.Nesquik’in, hayvanları korumaya yönelik çalışmalarıyla öne çıkan WWF-Türkiye ile birlikte başlattığı proje kapsamında Adana Akyatan Kumsalı’nda 20.000 yavru yeşil deniz kaplumbağasının denize ulaşması ve Kuşadası Dilek Yarımadası’ndaki yunusların sayılarının belirlenmesiyle doğal ortamlarında korunmaları sağlanacak.

Nesquik Kahvaltılık Gevrekler WWF-Türkiye ile birlikte yavru deniz kaplumbağalarını ve yunusları doğal ortamlarında koruyor! Geçtiğimiz yıl WWF-Türkiye ve National Geographic işbirliğiyle 20.000 yavru yeşil deniz kaplumbağasını denize ulaştıran Nesquik, daha fazla hayvanı doğaya kavuşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. WWF-Türkiye’nin yürüttüğü çalışmalara bu yıl bir kez daha destek olan Nesquik, 20.000 yavru yeşil deniz kaplumbağasının ve sayıları belirlenecek olan yunusların doğal yaşam alanlarında korunmasını sağlayacak. Küçük yaşlardan itibaren kazanılan hayvan sevgisinin çocukların duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağladığı bilinciyle çalışmalarına yön veren Nesquik, yeni sosyal sorumluluk projesiyle çocukların doğayla ilgili farkındalıklarını da artırmayı hedefliyor.

Her paketle sen de yaşamı tehdit altında olan canlılara destek ol!

Eylül 2019 – Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek proje boyunca kampanya görseli taşıyan Nesquik kahvaltılık gevrek paketlerini satın alan tüketiciler, Türkiye’deki yeşil deniz kaplumbağalarının ve yunusların doğal yaşam alanlarında korunmasına destek olacak. Kampanyalı paketlerde yaşamı tehdit altında olan yabani hayvanlardan saz kedisi, yunus, deniz kaplumbağası ve boz ayı ile ilgili önemli bilgiler de tüketicilerle buluşacak.

Türkiye’de yaşamı tehdit altında olan bazı canlılar

Saz Kedisi

  • Boz renkli saz kedisi, ince uzun bacaklara sahiptir. Gece-gündüz aktif olan saz kedileri deniz, göl ve nehir sistemlerindeki sazlıklarda, çalılık ve ormanlık alanlarda yaşarlar. Yavrularını ağaç kovukları, sık çalılıklar veya tilki, porsuk gibi hayvanların terk ettiği yuvalarda saklarlar.
  • Saz kedisi ülkemizde tehlike altındaki türlerdendir. Avcılık, habitat kaybı, bataklıkların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve kemirgenlerle mücadele sonucu avlarının azalması tehditleriyle karşı karşıyadır. 

Yeşil Deniz Kaplumbağası

  • Okyanuslarda 7 farklı deniz kaplumbağası türü bulunuyor. Bunlardan Pasifik Okyanusu’ndaki deri sırtlı deniz kaplumbağası ve Akdeniz’deki yeşil deniz kaplumbağası kritik düzeyde tehdit altındaki türler arasında yer alıyor.
  • Bir deniz kaplumbağasının yaşam süresi 25-50 yıldır. Akdeniz Havzası’ndaki dişi yeşil kaplumbağaların %50’den fazlası Akdeniz kıyılarımıza yuva yapıyor. Son onüç yılda Adana - Akyatan’da 200 bin yavru deniz kaplumbağasının deniz ulaşması sağlandı.

Coca cola servetCoca-Cola İçecek’in (CCI) 11.’sini yayınladığı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre; 2018’de Türkiye’de sıfır atıkla üretim yapan fabrika sayısını artıran CCI, 6 ülkede operasyonel iyileştirmeler, akıllı teknoloji kullanımı ve sürdürülebilir ambalajlama projeleri ile 18 milyon ağacın bir yılda çektiği miktarda karbondioksitin atmosfere karışmasını önledi.

 Anadolu Grubu’nun ana hissedarı olduğu, Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Orta Asya ve Pakistan’da faaliyet gösteren Coca-Cola İçecek (CCI), 11. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Rapor, şirketin sürekli geliştirdiği sürdürülebilirlik performansını ve 2018 yılında hayata geçirdiği projeleriyle çevreye ve topluma sağladığı katkıları şeffaf bir şekilde paylaşmaya devam ediyor.

 UNGC 100 Endeksinin Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) tarafından 2013 yılında başlatılmasından bu yana CCI, Türkiye’den endekse giren ilk ve tek şirket olmaya devam ediyor. Tüm faaliyetlerinde daha az tüketerek daha çok üretmeye odaklanan CCI, çevresel ayak izinin en aza indirilmesi, doğal kaynakların verimli kullanımı ve daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle 2018’de 152 yeni projeyi hayata geçirdi.

Türkiye, Ürdün, Kazakistan, Azerbaycan, Pakistan ve Kırgızistan’da yapılan iyileştirme projeleriyle toplam 11 milyar litre su doğaya geri kazandırıldı, 18 milyon ağacın bir yılda çektiği miktarda karbondioksitin atmosfere karışması önlendi ve yaklaşık 500 milyon kilovat saat üzerinde elektrik tasarrufu elde edildi.

Türkiye ve Pakistan’da desteğe ihtiyaç duyan kadın, çocuk ve aileler ile birlikte engelli bireyler, mülteci çocuklar ve yaşlılara yönelik olarak 23 şehirde 1000’e yakın CCI gönüllüsü 140 binin üzerinde insana ulaştı.

Coca-Cola İçecek Kurumsal İlişkiler Direktörü Servet Yıldırım rapor ile ilgili şu açıklamada bulundu:

“Çok uluslu bir içecek şirketi olarak en önemli amacımız, ürünlerin hammadde tedarikinden tüketicilere ulaşana kadar süren yolculuğunda, operasyonlarımızı sürdürdüğümüz tüm ülkelerde, paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratmak. Çevresel etkimizi en aza indirerek daha az atık üretme, toplam karbon ayak izimizi azaltma, enerji verimliliğimizi artırma ve su yönetimi çalışmalarımız sürdürülebilirlik stratejimizin temelini oluşturuyor. Faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda suyun geri kazandırılması ve karbondioksit salınımının önlenmesine yönelik yürüttüğümüz projelerle 2018’de kaydettiğimiz başarı bizim için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye operasyonumuz bugün tüm dünyadaki Coca-Cola sistemi içerisinde en az su ve enerji kullanan operasyonlardan biri. Türkiye'de plastik, cam, metal ve alüminyum ambalaj atıkları için geri dönüşüm oranımız 2018 yılında %56’ya ulaştı. Tasarımdan geri dönüşüme kadar bütün süreçleri kapsayan sürdürülebilir ambalajlama çalışmalarımız çevresel ayak izimizi azaltmak adına en çok önem verdiğimiz konu. Sorumlu bir kurumsal vatandaş olarak daha iyi bir gelecek yaratmak ve faaliyet gösterdiğimiz toplumlara daha çok fayda sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Rapora https://cci.com.tr/sustainability-report/ adresinden ulaşılabilir.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iklim değişikliğinin 80 milyon insanın işini kaybetmesine neden olacağını ve zaten varolan ekonomik eşitsizliği daha da güçlendireceğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iklim değişikliği nedeniyle artacak sıcakların 2030 yılına kadar 80 milyon istihdama mal olacağını ve dolayısıyla zaten var olan ekonomik eşitsizliği de güçlendireceğini açıkladı..

ILO’nun hazırladığı rapora göre, gelecek 10 yıl içinde iklim değişikliğinden en fazla günümüzde  940 milyon kişinin çalıştığı tarım ve inşaat gibi açık havada çalışmayı gerektiren sektörler etkilenecek ve özellikle de yoksul ülkeler bu durumla baş etmekte çok zorlanacak.

Rapora göre, 2030 yılına kadar azalacak çalışma saatlerinin yaklaşık yüzde 60’ı tarım sektöründe olacak. İnşaat sektöründeki kaybın ise yüzde 19'u bulacağı belirtiliyor.

ILO’nun araştırma bölümü başkanı ve raporun baş yazarı Catherine Saget bu durumdan en fazla Asya ve batı Afrika ülkelerinin etkileneceğine dikkat çekiyor.

Saget;  Isı artışının işgücü verimliliğine etkisi, değişen yağmur düzenleri, deniz seviyelerinin yükselmesi ve biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi diğer olumsuz etkilerin ,iklim değişikliğinin ciddi bir sonucu olduğunu belirtti .

1564046188 L Or al T rkiye Genel M d r Laurent Duffier 3 1L’Oréal, ‘Güzelliği Herkesle Paylaşmak’ adlı sürdürülebilirlik programının 2018 sonuçlarıyla beraber, geleceğe yönelik yeni taahhüdünü de açıkladı; “Plastiksiz Bir Dünya.”

 L’Oréal, Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’ndaEllen McArthur Vakfı tarafından başlatılan “Yeni Plastik Ekonomisi” girişiminin altına imza attı. Bu girişim ile L’Oréal, 2025 yılına kadar tüm tüketici ürünlerinin plastik ambalajlarının, %100 tekrar kullanılabilir, geri dönüştürebilir veya doğada çözünebilir olacağını taahhüt etti. L’Oréal ayrıca sürdürülebilirliğe dair gerçekleştirdiği çalışmalarla, bağımsız derecelendirme kuruluşu CDP tarafından 3 yıl üst üste en yüksek AAA notu alan tek şirket oldu ve 4000 şirketi geride bıraktı.

 Bugün, dünya üzerinde 1 milyon canlı türü tükenme tehlikesi altında, küresel ısınmayı kontrol altına almak için ise sadece 12 yılımız kaldığı öngörülüyor. 2050 yılına geldiğimizde denizlerde balıklardan daha fazla sayıda plastik olacağı varsayılırken, halen her yıl 8 milyon ton plastik, okyanuslara atılıyor.

 2013 yılında “Güzelliği Herkesle Paylaşmak” sürdürülebilirlik programını hayata geçiren L’Oréal, plastik atıklara dur demek adına Dünya Ekonomik Forumu’nda Ellen McArthur Vakfı tarafından başlatılan “Yeni Plastik Ekonomisi” girişiminin altına imza attı. L’Oréal, bu girişim kapsamında 2025 yılına kadar tüm tüketici ürünlerinin plastik ambalajlarının %100 tekrar kullanılabilir, geri dönüştürebilir veya doğada çözünebilir olacağını taahhüt etti.

New1991 yılından bu yana, çevrenin korunması ve ambalaj atıklarının geri kazanımı konusunda öncülük eden ÇEVKO Vakfı, gönüllü ekibini kuruyor! Her ÇEVKO Gönüllüsü sıfır atık felsefesine uygun olarak, başta ambalaj atıkları olmak üzere, atıklarını ayrı olarak biriktirir; yakın çevresini geri dönüşümün önemi hakkında bilgilendirir, yönlendirir; atıkların ayrı biriktirilmesi konusunda yaşam alanlarında karşılaştığı sorunları çözmeye çalışır.

Sizler de ÇEVKO Vakfı çalışmalarına destek olmak için ÇEVKO Gönüllü Ekibine katılmak istiyorsanız, bannerdaki linke tıklayabilirsiniz.

ÇEVKO Gönüllü Ekibi

ÇEVKO Gönüllü Ekibine katılmak için tıklayınız.

IMG 20190710 162109Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Murat Kalsın, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olduğunu, ülkemizde kullanılan enerjinin yüzde 75’inin yurtdışından ithal edildiğini ve 50-55 milyar dolarlık enerji ithalatından kaynaklanan bir açık söz konusu olduğunu söyledi.

Türkiye’nin enerji bağımlılığına son vermek üzere başta yerel ve sürdürülebilir kaynakların kullanılmasına yönelik yatırımları desteklediğine dikkat çeken Kalsın, Doğu Akdeniz’de yapılan sondaj çalışmalarının Avrupa’nın enerji arz güvenliğini sağlamak üzere yapıldığını, bu konuda Türkiye’yi dışarıda bırakarak bir çözüm üretmenin asla mümkün olmadığının altını çizdi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) “İklim Ekonomisi Projesi” ve bu yıl İzmir’de 11’ncisini düzenlenecek Küresel Isınma Kurultayı gibi farkındalık çalışmaları doğrultusunda Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) Genel Başkanı Murat Kalsın ile bir araya geldi. ENVER’in Kandilli’de bulunan merkezinde gerçekleşen yuvarlak masa toplantısına EGD ve Küresel Isınma Kurultayı Komite üyeleri katıldı.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışarıda bırakarak bir çözüm üretmek mümkün değil…

EGD Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen buluşmada konuşan Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) Başkanı Murat Kalsın, ülkemizin Doğu Akdeniz Körfezi’nde yürüttüğü sondaj çalışmalarının aslında bir verimlilik projesi olduğunu söyledi. Bölgede Türkiye ve K.K.T.C’nin haklarının hiçe sayılarak, sınırı olmayan ülkelerin diğer ülkelerle bir araya gelerek bir takım sondaj çalışmaları yaptığını söyleyen Kalsın,  “Türkiye’nin yaptığı çalışmalar hem kendi hem de K.K.T.C.’nin hukuki alanı içinde yapılan çalışmalar. Türkiye burada elde edeceği doğalgaz kaynağı ile dışa bağımlılığını daha fazla azaltacak, yurtdışına döviz çıkışı ve cari açığını azaltmış olacak. Böylelikle kendi kaynağını üretecek ve enerji arz güvenliği istikrarı sağlamış olacak. Türkiye şunu ispatlamaya çalışıyor. Esas olarak Avrupa’nın enerji arz güvenliğini sağlamak üzere burada sondaj çalışmaları yapılıyor. Ama bugün doğal gazda bir hub durumuna gelen Türkiye’yi dışarıda bırakarak bölgede bir çözüm üretmek mümkün değil. Çünkü diğer hublar, Güney Kıbrıs Rum kesiminden İsrail’e, İsrail’den deniz üzerinden Avrupa’ya, bu 3-4 misli yatırım gerektiriyor. En ekonomik çözüm Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmesi.” dedi.