2018 12 16 Milliyet Ek12018 12 16 Milliyet Ek22018 12 16 Milliyet Ek32018 12 16 Milliyet Ek42018 12 16 Milliyet Ek62018 12 16 Milliyet Ek72018 12 16 Milliyet Ek82018 12 16 Milliyet Ek92018 12 16 Milliyet Ek102018 12 16 Milliyet Ek112018 12 16 Milliyet Ek122018 12 16 Milliyet Ek5

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVREYE KATKI YAPAN KURULUŞLAR ÖDÜLLENDİRİLDİ ÇEVKO Vakfı tarafından sürdürülebilir hayata katkılarıyla öne çıkan ve Türkiye'de Yeşil Nokta markasını kullanan firmaların katılımına açık olarak düzenlenen Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri, 29 Kasım 2018 günü gerçekleşecek törende sahiplerini buldu. Yeşil Nokta Ödülleri kapsamında, sanayi kuruluşlarının yanı sıra, toplumu çevre ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmeye, bilgilendirmeye yönelik haberlere öncelik veren basın-yayın kuruluşları da ödüllendirildi. ÇEVKO Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Yeşil Nokta Ödülleri, 29 Kasım 2018 günü, Point Hotel İstanbul’da gerçekleştirilen törende sahiplerini buldu. ÇEVKO Vakfı’nın, Türkiye’deki tek temsilcisi olduğu ve çoğunluğu AB üyesi 31 ülkede, 540 milyon tüketiciyi kapsayan Yeşil Nokta markasının, genişletilmiş üretici sorumluluğu modelinin en başarılı uygulama örnekleri arasında yer aldığını belirten ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Yeşil Nokta, sorumlu üreticiyi ve tüketicinin sorumluluğa gösterdiği saygı ve beğeniyi simgeliyor. Çevre ile ilgili sürdürülebilir geri kazanım çalışmalarında, belirlenen kriterleri en yüksek oranda sağlayan kuruluşlarının yasal sorumluluklarının ötesinde gerçekleştirmekte oldukları örnek çalışmaları ödüllendirirken; aynı zamanda piyasaya süren konumda olan tüm firmaları benzer çalışmalara özendirmeyi ve teşvik etmeyi hedefliyoruz” dedi. Karbon nötr etkinlik olarak gerçekleştirilen ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Ödülleri töreninde, 3 farklı kategoride 7 sanayi kuruluşu Yeşil Nokta Sanayi Ödülüne, 7 sanayi kuruluşu da Yeşil Nokta Teşvik Ödülüne layık görüldü. Toplumu çevre ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmeye, bilgilendirmeye yönelik haberlere öncelik veren 6 basın ayın kuruluşuna da Yeşil Nokta Basın Ödülleri verildi. Öte yandan, ÇEVKO Vakfı toplumsal bilgilendirme faaliyetlerine katkı veren sanatçı Zeliha Sunal ise törende Özel Ödül alan isim oldu. Yeşil Nokta Sanayi Ödülü Kazanan Kuruluşlar ‘20 lt Yeni Plastik Bidon Projesi (POAŞ)’ ile Sarten Ambalaj ve ‘Strafor Gramaj ve Yoğunluğun Azaltılması’ projesiyle Vestel, Ambalaj Tasarımında Kaynak Azaltılarak Önleme Uygulamaları kategorisinde Yeşil Nokta Sanayi Ödülü kazandılar. Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi ‘HKTM Yeşil Enerji Teknoloji Kompleksi’, Mey İçki ‘Alaşehir Rakı Fabrikası Atık Azaltım Çalışmaları’, Vestel ‘Vestel Beyaz Eşya Atık Yönetim Sistemi’ projeleriyle, Atık Yönetim Sistemi ve Uygulamaları kategorisinde Yeşil Nokta Sanayi Ödülü almaya hak kazanan kuruluşlar oldular. Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları kategorisindeki Yeşil Nokta Sanayi Ödüllerinin sahipleri ise, ‘Kayra Vintage Şarapları Ürün Karbon Ayakizi Hesaplama ve Azaltma Projesi’ ile Mey İçki, ve ‘Unilever Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi’ ile Unilever oldu. Yeşil Nokta Teşvik Ödülü Kazanan Kuruluşlar Ambalaj Tasarımında Kaynak Azaltılarak Önleme Uygulamaları kategorisinde Yeşil Nokta Teşvik Ödülü alan kuruluşlar ise şöyle sıralandı: Doğadan Gıda ‘Doğa'dan Ambalaj’ projesi, Kaleseramik Çanakkale Kalebodur ‘Ahşap Ambalaj Malzemelerinde Tasarruf’ projesi, Mondi Tire Kutsan Kağıt ve Ambalaj ‘Baca Stant’ projesi. Ant Gıda ‘Ant Gıda (Fora) Atık Yönetimi’ projesi, Kent Gıda ‘Atık Yönetiminde "Sıfır Atık Odaklı" Yalın Üretim Yaklaşımının Uygulanması’, Pak Gıda ‘Geri Kazanım; Geleceği Kazanım’ ve Tetra Pak Türkiye ‘Tetra Pak Türkiye Operasyonlarında Atık Yönetimi Uygulamaları’ projeleriyle Atık Yönetim Sistemi ve Uygulamaları kategorisinde Yeşil Nokta Teşvik Ödülüne layık görülen kuruluşlar oldular. Yeşil Nokta Basın Ödülleri Yeşil Nokta Basın Ödülleri kapsamında, gazete dalında Dünya gazetesi, televizyon dalında NTV, internet sitesi dalında www.milliyet.com.tr, haber ajansı dalında İHA, dergi dalında Para dergisi ve radyo dalında da Radyo Babyjoy kanalında sunduğu “Yeşil Çocuk” Programı ile Aslı Dede ödül alan isimler oldu. Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün büyüyen ve güçlenen Yeşil Nokta ailesi üyelerinin çevre ile ilgili sürdürülebilir geri kazanım çalışmalarını kamuoyuna duyurmayı hedefliyor. Ödül sürecine katılan ve belirlenen kriterleri en yüksek oranda sağlayan kuruluşlarının yasal sorumluluklarının ötesinde gerçekleştirmekte oldukları örnek çalışmaları ödüllendirmek ve aynı zamanda piyasaya süren konumda olan tüm firmaları benzer çalışmalara özendirmek ve teşvik etmek de ödüllerin hedefleri arasında yer alıyor. Yarışmanın jürisi, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - Sıfır Atık Yönetimi Şb. Müdürlüğü, ASD - Ambalaj Sanayicileri Derneği, Boğaziçi Üniversitesi - Çevre Bilimleri Enstitüsü, ÇEVKO – Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı, EGD - Ekonomi Gazetecileri Derneği, İSO - İstanbul Sanayi Odası, Çevre ve Enerji Şube Müdürlüğü, SKD – İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, TOBB - Ambalaj Meclisi, Yeditepe Üniversitesi - Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü kuruluşlarının temsilcilerinden oluşuyor. Sürdürülebilir Dünya için Duyarlı ve Sorumlu Sanayi Çevreye olan duyarlılık arttıkça, tüketicilerin sanayiden beklentisi de bu yönde değişiyor ve tüketiciler artık çevreye karşı duyarlı ve sorumlu sanayinin ürün ve hizmetlerini satın almak istiyorlar. Sorumlu sanayinin günümüzdeki en iyi ifadelerinden birini ise, hiç kuşkusuz 1990’lardan bu yana gelişimini artan bir ivme ile sürdüren “Yeşil Nokta” oluşturuyor. İlk adımları Almanya’da atılan ve tüm dünyada hızla yaygınlaşan “Yeşil Nokta”, bugün yüz binlerce firmayı kapsıyor, yarım milyardan fazla tüketiciye ulaşıyor. Genişletilmiş üretici sorumluluğu modelinin ilk başarılı uygulama örnekleri arasında yer alan “Yeşil Nokta”, ülkemizde ÇEVKO Vakfı tarafından temsil ediliyor. ÇEVKO Vakfı’nın yaptırdığı araştırmaya göre, ülkemizde her 10 kişiden 7’sinin “Yeşil Nokta” işaretini tanıdığı; “Yeşil Nokta”yı tanıyan her 3 kişiden 1’nin de alışverişlerinde satın aldığı ürünlerin “Yeşil Nokta”lı olmasına dikkat ettiğini gösteriyor. Bu durum, “Yeşil Nokta” markasının şirketlere kattığı değerin bir göstergesidir. Türkiye’de şu an Yeşil Nokta kullanım hakkına sahip 1000’i aşkın firma bulunuyor. ÇEVKO Vakfı olarak Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri’ni bu işareti kullanan firmaların yasal sorumluluklarının ötesinde, çevre ile ilgili yaşama geçirdikleri projeleri kamuoyu ile paylaşmak ve daha fazla firmayı Yeşil Nokta işaretini kullanmaya teşvik etmek amacıyla veriyoruz. Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz Yeşil Nokta ödül sürecine katılan sanayi şirketlerine teşekkürlerimi sunuyor, Sanayi ve Teşvik Ödülü kazananları gönülden kutluyorum. Mete İmer ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Geri Kazanım için Tüm Paydaşlarla El Ele ÇEVKO Vakfı olarak, iklim değişikliği ile mücadelede önemli araçlardan biri olan geri kazanım alışkanlığının toplumda yaygınlaşması için iletişim ve eğitim çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Sorumlu sanayinin ve sorumlu davranışların basın ve tüketici nezdinde takdir görmesinin bir ifadesi olan Yeşil Nokta Ödülleri; bu anlamda özel bir önem arz ediyor. Yeşil Nokta şemsiyesi altında, sanayi kuruluşlarının, örnek çalışmalarının yanı sıra, toplumu çevre ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmeye yönelik haberlere öncelik veren basın-yayın kuruluşlarını da ödüllendiriyoruz. Çevre ve geri dönüşüm konusunda tüketici farkındalığını artırmaya, sorumluluklarını yerine getiren firmaların ürünlerinin tercih edilmesini teşvik etmeye odaklanıyoruz. Tüm çalışmalarımızı, kamu yönetimi, yerel yönetimler, sanayi kuruluşları, medya kurumları ve mensupları, sanatçılar, fikir önderleri ve bireylerden oluşan çok geniş bir paydaş kitlesiyle iş birliği içerisinde yürütüyoruz. Tüm paydaşlarımıza, sürdürülebilir bir dünyaya katkı sundukları için teşekkür ederiz. Dilek Özcanlı Uslu ÇEVKO Vakfı Kurumsal İletişim Müdürü Marka değerinin bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle, çevre duyarlılığı yanında alanında en iyi olmayı hedefleyen HKTM, ileri teknoloji ve ihracat ağırlıklı katma değerli üretime yönelik yatırımlarıyla, 20 yıldır sektöründe Türkiye ve yakın çevresinin Hareket ve Kontrol Teknolojileri Merkezi olma hedefiyle büyüyor. “İyi Mühendislik” vizyonuyla teknolojiyi tasarlamak ve hayata geçirmek için çalışan HKTM, 30’u mühendis olmak üzere 72 kişilik ekibiyle ülkemizin 854. Ar-Ge merkezi olmuş durumda. Hidrolik, Elektromekanik ve Robotik, Mekanik ve Otomasyon alanlarında uzmanlaşan birimlerimiz, birbirini tamamlayan hizmetleri sayesinde fabrika otomasyonu ve ağır endüstri projelerinde müşterilerinin beklentilerini uçtan uca karşılıyor. “Elektromekanik Robotik” ile “Mekanik ve Otomasyon” bölümleri, başta Beyaz Eşya, Cam ve Gıda sektörleri olmak üzere Fabrika Otomasyonu konusunda “Sanayide Dijital Dönüşüm” hedefli robot ağırlıklı uygulamalarla taşıma, paketleme, kutulama, paletleme, parça işleme, kesme, besleme ve boşaltma konularında verimlilik artışına yönelik sistemler kuruyor. “Hidrolik” bölümü, Demir- Çelik, Barajlar, Presler gibi Ağır Endüstri uygulamaları için hidrolik güç üniteleri, kontrol blokları, valf standları, akü standları, filtrasyon grupları, test sistemleri gibi sayıları yılda iki yüzü aşan hidrolik sistemi sanayiye kazandırmakla kalmıyor, ayrıca hidrolik silindirlerin imalatını da yapıyor. Ar-Ge bölümümüz, bu sektörlere yönelik hidrolik servo silindir, rotary actuator, plastik enjeksiyon kartezyen mal alma robotu gibi ürün ve sistemler tasarlayıp geliştiriyor. Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi’nde 6000m2 lik alana sahip çevre dostu fabrikasında gerçekleştirdiği yenilikçi uygulamalarıyla HKTM, yüksek enerji ve su verimliliği, iç mekan kalitesi, malzeme ve kaynakların etkin kullanımı, atık yönetimi ve çevreci ve sürdürülebilir politikalarıyla, dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikası olan LEED (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) kriterlerini yerine getirerek, bu sertifikayı LEED GOLD seviyesinde almaya hak kazanan sektöründe ilk, Türkiye’deki 14. Fabrika oldu. LEED yenilenebilir enerji ve enerji tasarrufu/optimizasyonu kriterlerinden tam puan almakla kalmayıp, bu kriterleri fazlasıyla yerine getirdiği için USGBC (Amerikan Yeşil Binalar Konseyi) tarafından “TASARIMDA İNOVASYON SEVİYESİ” nedeniyle ekstra puanlar da verilerek ödüllendirilen HKTM, bu anlamda Türkiye’deki tek proje. HKTM Yeşil binasının çevreci özellikleri - Çatıdaki FV güneş panelleri sayesinde ürettiği elektrik enerjisiyle CO2 salınımını engelleyerek yılda 92 adet yetişkin ağacı kurtarıyor, 100.000 kWh/yıl üretimle fabrika ihtiyacının %40’nı karşılıyor; - Gri su geri kazanım sistemiyle lavabolarda kullanılan sular arıtılarak rezervuarlarda tekrar değerlendiriliyor, tasarruflu su armatürleriyle birlikte su tasarrufu %50 ye ulaşıyor; - Toprak kaynaklı ısı pompasıyla, toprağın altındaki sabit sıcaklıktan faydalanarak ısı pompasına giren suyun sıcaklığı yükseltiliyor, ön ısıtmayla artan verim, yerden ısıtma ile birleştiğinde %40 enerji tasarrufu sağlıyor; - Güneş duvarı (Solarwall) sistemiyle fabrikanın ısıtılmasında %40 daha az doğalgaz tüketiyor; - Elektrikli araç şarjıyla çevreci araçlara öncelik veriyor; - Tüm dış cephede 10 cm kalınlığında taş yünü ve ön cephede içi argon gazlı ısıcamlar ile birlikte özel alüminyum profiller kullanılarak ısı geçirgenlik katsayısı 1,32 W/m2K düzeyinde tutulup, ısıtma- soğutma ihtiyacı en aza indirgeniyor; - Binanın mimari tasarımıyla, tamamına yakınının gün ışığından faydalanması sayesinde, çalışanların dışarıyı engelsiz görebilmeleri ve kendilerini iyi hissetmeleri sağlanıyor; - Bina kullanıcısı çalışanlarımızın konforu için doğal havalandırmadan da yaralanılarak, binaya verilen taze hava miktarı ASHRAE62 değerlerinin de en az %30 üzerinde tutuluyor, ısı geri kazanım sistemiyle havalandırmadaki enerji kaybı en aza indiriliyor; - Ofis bölümünde elektrik tüketimini en az düzeyde tutmak için LED aydınlatmalar kullanılıyor; - Yağmur suyunun toprağa en kısa yoldan ulaşması için ön bahçede toprağın hemen altında çakıl dolguyla polyetilen çim taşları döşeniyor, yağmur suyu arka bahçede yapılan depodaki pompayla OSB yağmur suyu kanalına iletiliyor; - Binanın tüm katlarında toplanan kağıt, karton, metal, cam, pil gibi geri dönüşümlü atıklar, binanın en alt katında yer alan atık alanından haftalık olarak akredite firmalar tarafından geri dönüşüm tesislerine götürülüyor; - Uygulamada personel eğitimleri eksiksiz ve zamanında yapılıyor, atık yönetimi ile ilgili kayıtlar yönetmeliğe uygun olarak tutuluyor, atıklar öncelikli olarak geri kazanıma, mümkün değilse berterafa gönderiliyor, bölüm sorumluları atık sürecinin her aşamasında aktif olarak yer alıyor, tatbikatlar eksiksiz gerçekleştiriliyor, atık minimizasyonu ve tehlikeli atık oluşumunu en aza indirmek hedefleniyor. Referans binaya göre %51 enerji tasarruf oranı ve %50 daha az su tüketimiyle HKTM’nin yeşil binası, mühendislik teknolojilerine yönelik bir üretim tesisin, en az ürettiği sistemler kadar iyi düşünülmüş ve iyi planlanmış olabileceğinin de altını çiziyor. Yatırımlarıyla çalışanlarına çevreci ve sağlıklı bir ortam sunan HKTM’nin yeşil binası, geçtiğimiz yıllarda en yüksek puanlarla aldığı birinciliklerle Kocaeli ve İstanbul Sanayi Odaları ile Sürdürülebilirlik Akademisi ve Sağlıklı Kentler Birliğinin Çevre ve Enerji Verimliliği ödüllerinin yanında, 1994 yılından bu yana İngiltere merkezli bir uluslararası kuruluş olan Yeşil Dünya Örgütü (The Green World Organization) tarafından düzenlenmekte olan, 2018 yılı Yeşil Dünya Ödülleri (Green World Awards) yarışmasında “Karbon salınımını azaltma” konusunda gümüş ödüle hak kazanan örnek bir tesis. ALAŞEHİR FABRİKASI ATIK YÖNETİM UYGULAMALARI Dünyanın önde gelen alkollü içki üreticisi Diageo, Türkiye’de tarıma dayalı sanayinin önemli bir parçasıdır. Mey|Diageo, topluma karşı olan sorumluluğu ile yerel üretimi desteklerken, sürdürülebilir üretim ve tedarik anlayışıyla da geleceğin kaynaklarını koruyacak çalışmalarını bugün yürütmektedir. Mey|Diageo olarak atık yönetimi felsefemiz atıkların öncelikle kaynağında azaltılması, yeniden kullanımı ve geri kazanılmasıdır. Kurulduğu günden bu yana Mey|Diageo; çiftçi, esnaf, dağıtım kanalları, yan sanayi, turizm ve hizmet sektörleri ile birlikte doğrudan ve dolaylı olarak yüz binlerce kişinin geçimini sağlamasına, doğal zenginliklerin korunmasına ve etik evrensel haklar çerçevesinde sosyal sürdürülebilirliğe katkı sunmaya devam etmektedir. Mey|Diageo 2020 Sürdürülebilirlik Hedefleri doğrultusunda öne çıkan, düzenli depolamaya giden atıkların sıfır olması politikası kapsamında üretim tesisleri başta olmak üzere şirket genelinde önemli projeler hayata geçirdi. Alaşehir Fabrikası Atık Yönetimi çalışmaları doğrultusunda, 6000 ton/yıl miktarda oluşan arıtma çamurları, değerlendirilecek yeni bir kaynak olarak saptanmış,arıtma çamurlarının, ağırlıklı hammadde içeriği toprak ve su olan tuğla imalatında hammadde olarak geri kazanılması sağlanmıştır. Bu sayede hem atığı, hem de tuğla imalatçılarının toprak ve su kullanımı azaltılmıştır. Daha önceden düzenli depolamaya gönderilerek bertaraf edilen 6000 ton/yıl arıtma çamurunun % 80’i Türkiye’de ilk defa alınan izinle tuğla üretiminde ve %20’si de organik gübre üretiminde kullanılmaktadır. Arıtma çamurunun 9 Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Laboratuvarı tarafından analizleri gerçekleştirildi. Arıtma çamuru kullanılarak elde edilen tuğlanın, TSE standardı gereği fiziksel özellik, mukavemet, donma ve çözülme testleri 9 Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Malzemesi Laboratuvarı tarafından yapılarak teknik uygunluk raporu verildi. Tuğla imalatçısı firma, aldığı teknik uygunluk raporu, çamur analizi, denetim tutanakları, fabrikanın ve tuğla firmasının kapasite raporları ve iş akış şemalarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan “Atıktan Türetilmiş Yakıt, Ek Yakıt ve Alternatif Hammadde Tebliği” kapsamında uygunluk aldı. Bu uygunluk yazısı, kendi konusunda Bakanlıktan alınan ilk uygunluk yazısıdır. Arıtma çamurunun geri kalan kısmı için organik gübre üreten firmalarla görüşüldü ve yapılan denemeler sonucunda gübre yapımı için sonuçların uygun olduğu tespit edildi. Bu neticede, arıtma çamurları, uygun lisansa sahip bir gübre firmasına verilmeye başlandı. Üretim prosesi sonucunda 6500 ton/yıl oluşan üzüm sapı ve posasının hayvan yemi olarak verilmesi konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunuldu. Mey|Diageo tarafından yapılan başvuru olumlu sonuçlandı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nden Yem İşletme belgesi alındı. Belge kapsamında, oluşan tüm üzüm posası ve sapı hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Evsel atıklardan ayrıştırılan organik atıklar ise, çöp öğütücüden geçirilip arıtma tesisine gönderilerek enerji geri kazanım sürecine dâhil edilmektedir. Mey|Diageo Alaşehir Fabrikası’nda oluşan organik atıklar, öğütücülerden geçirilip arıtma tesisinde işlenerek biyogaz üretilmektedir. Tesiste, yaklaşık 900 m3/gün kapasiteli atıksu arıtma tesisi bulunmaktadır. 2014 yılında atıksu arıtma tesisinin revizyonu yapılmış olup, atıktan biyogaz eldesi için çevre dostu enerji kaynağı olan biyogaz tesisi kurulmuştur. Yeni tesisteki katı atık reaktörleri ve çürütücü prosesleri sonucu 1.500.000 m3/yıl biyogaz elde edilerek fabrika enerji ihtiyacının %70’e yakın kısmı biyogazdan sağlanmaktadır. Fabrikada gerçekleştirilen yatırımlar sonucu hafriyat atığı oluşması durumunda, atıklar türlerine göre ayrıştırıldıktan sonra belediyeden alınan izinle yine belediyenin belirlediği alanlarda dolgu malzemesi olarak değerlendirilmektedir. Geniş doğal alanlarımızdan çıkan düzenli atıklardan pellet biyokütle yakıt üretilmektedir. Ambalaj atıklarımız gerekli lisanslara sahip geri dönüşüm firmalarına gönderilmektedir. Atık yönetiminin devamlılığı için tüm personele kişi başı yılda en az 8 saat çevre eğitimleri verilmektedir. Projelerin etkisi sadece çevre ile sınırlı kalmamış, bertaraf maliyetleri de %80 oranında düşürülerek ekonomik kazanç sağlanmıştır. Mey|Diageo Alaşehir Fabrikası’nda yapılan çalışmalar neticesinde bir yıl içerisinde düzenli depolamaya gönderilen atıklarda %99.8 azalma sağlanarak atık oluşumu kişi başı günde 65 grama düşürülmüştür. Tesiste sıfır atık hedefi benimsenmiş ve tüm çalışanların özel hayatlarında da bu kültürün oluşturulması ve sürdürülmesi için çalışılmalar yürütülmesinin yanı sıra verilen düzenli eğitimlerle de atık yönetiminin önemi vurgulanmaktadır. Fabrikada tüm operasyonlar minimum atık oluşturma felsefesiyle gerçekleştirilmektedir. Sadece fabrika personeline bu bilincin aşılanmasıyla kalınmamakta; ziyaretçiler ve taşeronlar da fabrika sahasına girmeden bilgilendirilmektedir. Atık oluşumu minimuma indirildikten sonra oluşan atıkların kaynağında ayrı toplanması, yeniden kullanılması ve geri dönüşümünün sağlanması esas alınmaktadır. Bu amaçla gerçekleştirilen projelerin sürdürülebilir olması hedeflenmekte ve mevcut projelere alternatifler üretilmektedir. KAYRA VİNTAGE ŞARAPLARI ÜRÜN KARBON AYAKİZİ HESAPLAMA VE AZALTMA PROJESİ Mey|Diageo, küresel iklim değişikliği tehdidinin farkında ve sera gazı emisyonlarını 2020 yılında2007’ye oranla %50 azaltma taahhüdüne bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yapmış olduğu iyileşme çalışmaları sayesinde bu hedefi 2015 yılından itibaren Türkiye’de yakalayan Mey|Diageo, Türkiye’de yüksek alkollü içki ve şarap sektöründe ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi alan ilk şirket olarak sürdürülebilirlik konusunda birçok çalışmaya öncülük etti. Mey|Diageo, kullanılan yakıtın % 55’ini kendi iç kaynakları olan atık sudan ve atıktan elde etmekte, elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan kullanmaktadır. ISO 14064 Standardına göre Türkiye’de gıda sektöründe ilk karbon ayak izi doğrulama çalışmasını tüm sahalarında tamamladıktan sonra ürün bazındaki etkiyi hesaplamak ve azaltmak için çalışmalarını başlattı. 2011 yılında Kayra Vintage Serisi şarapların bağdan tüketiciye ulaşıp atık olana kadarki tüm süreçlerinin etkileri hesaba katılarak ürün karbon ayak izi hesaplandı. Hesaplanan miktarı şişelerin üzerine basarak Türkiye’de ilk defa satın aldıkları ürünün karbon ayak izi hakkında tüketicinin bilinçlenmesini sağlayan Mey|Diageo,tüketicilerin alacakları ürünün çevresel etkilerini kıyaslayarak seçim yapabilmelerini hedefledi. Daha sonra ürünlerinin ayak izini azaltmaya odaklandı ve kendi bağlarını temel alarak üretim ve tedarik zincirinde yaptığı iyileştirmelerle ortalama şişe başına %24’ten %35’ e kadar azaltım sağladı. Mey|Diageo, 2020 yılı hedefleri arasında yer alan sera gazı emisyon azaltımını, direk operasyonlarda %50, toplam tedarik zincirinde ise %30 olarak paylaştırmıştır. Yapılan iyileştirme çalışmaları sayesinde bu hedefi 2015 yılından itibaren Türkiye’de yakalayan Mey|Diageo, bugün itibariyle sera gazı emisyonlarını % 69 oranında azaltmıştır. Kendi operasyonel süreçlerini iyileştirmeyle beraber tedarikçilerinin, paydaşlarının ve tüketicilerinin de performansını ölçmek ve iyileşme fırsatlarını belirlemek için tüketicilerde bilinçlendirme çalışması yapan Mey|Diageo, Kayra Vintage Serisi ürün karbon ayak izi hesabı çalışmasına başladı. Bu çalışmadaki amaç, küresel ısınma hakkında tüketicilerin bilgilendirilmesi ve çevreye olan etkilerinazaltılması oldu. Mey|Diageo, ürünlerinin çevresel etkileri hakkında tüketicilere bilgi vermeyi bir sosyal sorumluluk olarak görmektedir. Bu tarz çalışmaların yaygınlaşmasıyla, tüketicilere alacakları ürünleri seçerken diğer ürünlerle fiyat, kalite gibi özelliklerin yanı sıra çevresel etkilerini de kıyaslama şansı sunuluyor. Bu sayede tüketicilerin firmalar üzerinde üretim, nakliye, tarım, atık yönetimi gibi süreçlerinde çevresel olarak iyileşme yapma konusunda beklentilerinin artması hedefleniyor. Bilinçli tüketicilerin zamanla daha düşük karbon ayak izi olan ürünlere yöneleceği öngörülüyor. Kayra Vintage Şarapları Ürün Karbon Ayakizi Hesaplama Ve Azaltma Projesi’nde, öncelikle altı farklı ürünün karbon ayak izi hesaplandı ve bağımsız bir belgelendirme kuruluşu tarafından onay alındı. Hesaplama esnasında tespit edilen iyileştirme fırsatları değerlendirilerek karbon ayak izini azaltacak uygulamalar yapıldı ve her şişe ürün için yeni verilere göre ürün karbon ayak izi tekrar hesaplandı. Kayra Vintage Ürün Karbon Ayak İzi çalışması için Elazığ ve Şarköy fabrikalarında üretilen Kayra Vintage Serisi şarapları seçildi. Bu sahalarda karbon ayakizi denetimleri yapıldı ve hesaplamaları yapmak için aksiyon planı oluşturuldu. Kayra Vintage Şarapları Ürün Karbon Ayakizi Hesaplama Ve Azaltma Projesi,verilerin uygunluk, tamlık, tutarlılık, doğruluk ve izlenebilirlik prensiplerine göre yapıldı. Operasyonel yaklaşım olarak karbon ayak izi bir bütün olarak ele alınmış ve hayat boyu döngüsü hesaplanarak işletmeden tüketiciye olan yaklaşım kullanılmıştır. Bir şişe şarabın karbon ayak izinin hesaplanması için üzümlerin bağda yetişmesi, toprak kullanımı, bağdan fabrikalara olan nakliye süreçleri, şarap üretimi aşamasında harcanan enerji, ürüne giren tüm hammaddelerin ve ambalaj malzemesi nakliyesi, fabrikada oluşan tüm atıkların bertarafı, soğutma gazları ve ozon delici gazlardan kaynaklanan emisyonlar, ürünlerin fabrikalardan depolara, depolardan distribütörlere ve satış noktasına olan nakliyesi, son tüketici tedariki, depolama koşulları ve piyasaya sürülen ambalaj malzemelerinin bertarafları hesaplanmıştır. Projeye veri sağlayan bağlarda iyi tarım uygulamaları kapsamında kontrollü ve düzenli ilaçlama yapılmıştır. Kullanılan ilaçlar kimyasal değil, ürün üzerinde kalıntı bırakmayan biyolojik ilaçlardan seçilmektedir. Kırmızı şarapların üretildiği bağlarda sulama yapılmayıp, asmaların doğal yolla olgunlaşması beklenmektedir. Beyaz şaraplarda ise sulama sadece sıcaklık mevsim normallerinin üzerine çıktığında damla sulama tekniği ile kontrollü olarak yapılmaktadır. Karbon ayak izinin yüksek olduğu süreçlerin belirlendi ve bir plan çerçevesinde iyileştirmeler yapılarak, yenilenebilir enerji kaynakları ve çevre dostu yakıt seçimleri yapıldı. Üzüm alınan bağları fabrikalara daha yakın konumlardan seçerek nakliye kaynaklı emisyonlar azaltıldı. Bağda kullanılan yakıt tüketimi, arazi kullanımı ve üretimde çeşitli iyileşmeler yapıldı. Mey|Diageo, bağlarında çalışan personel ve yüklenicilere çevre eğitimleri vermekte olup, iyi tarım uygulamaları kapsamında kontrollü ve düzenli ilaçlama yapılmasını sağlamakta ve üzüm alınan diğer bağlara da bilinçlendirme çalışmalarına devam edilmektedir. Kayra Vintage Serisi Şaraplarda kullanılan ambalaj mazlemelerinin % 99’dan fazlası çevre dostu ve geri dönüştürülebilir malzemeden üretilmektedir. Mey|Diageo,gerçekleştirilen tüm projelerde ve yeni ürünlerinde sürdürülebilir ambalaj hedefleri kapsamında %100 geri dönüştürülebilir ambalaj malzemesi kullanmakta olup, geri dönüştürülebilir materyal içeriğini %30-%45 arttırmak , ambalaj ağırlığını 2009’a göre %15 azaltmak ve ambalaj malzemelerimizde de çevre için zararlı malzemeleri kullanmamak ilkelerine uyum göstermektedir. Endüstriyel ürünlerden boya, gıda ve kozmetik sektörüne kadar uzanan geniş bir yelpazeye metal ve plastik ambalaj üretimi gerçekleştiren Sarten, tesise hammaddenin girişinden, ürün sevkiyatına kadar olan bütün aşamalarda makine, malzeme, metot, insan, maliyet yönetiminde, çevreye duyarlı bir sistem içerisinde çalışmayı hedefleyen bir şirket. Sarten, çalışmalarını çevreci bir anlayışla sürdürerek ambalajların çevreye olan etkilerini azaltmak için malzeme ağırlıklarını sürekli olarak azaltıyor. Enerji verimliliğinde iyileştirmeler yaparak, üretim tesislerimizi müşterinin yakınına taşıyarak, yerli kaynaklara önem vererek, fire ve ıskartaları azaltarak ve diğer tüm çalışmalarıyla, çevreye olan etkiyi en aza indirmeye çaba sarf ediyor. Türkiye’nin lider ambalaj üreticisi Sarten Ambalaj, metal ambalaj sektöründe sürdürülebilirlik konusunda Avrupa çapında farkındalık yaratan çalışmalar yürüten Avrupa Metal Ambalaj Birliği'nin (MPE) yönetiminde aktif rol alıyor. Türkiye'de ise Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) ve ÇEVKO ile yakın iş birliği yürütüyor. Petrol Ofisi ile birlikte geliştirilen 20 LT yeni bidon projesi de bu hedef kapsamında hem çevreye katkı sağlamak hem de verimliliği artırmak amacıyla ortaya çıkmıştır. POAŞ firmasına verilmekte olan 20 LT plastik madeni yağ bidonu yerine daha az malzeme kullanan ancak aynı hacimde, istifleme dayanımı ve mekanik özellikleri aynı veya daha iyi bir yeni ürün tasarımı için proje önerisi Şubat 2015 tarihinde sunuldu. 20 LT yeni plastik bidon projemiz ile mevcut ürünün fonksiyon ve performansını artırarak malzeme kullanımı azaltıldı, çevrim süreleri kısaltılarak daha verimli bir üretim sağlandı. Bidonların ağırlığı 1100 gramdan 1050 grama indi, çevrim süresinde yüzde 10’nun üzerinde iyileşme gerçekleştirildi. Çevrim süresinin kısaltılması ile elde edilen enerji tasarrufu yüzde 15 seviyesinde oldu. Nakliye sırasında aynı araçta minimum yüzde 10 oranında daha fazla ürün sevk edilebiliyor. Yeni tasarımda, kullanım ve ergonomik açıdan da iyileştirilmeler yapıldı. Ağız kısmından daha rahat bir akış sağlamak amacıyla boyun kısmı ön tarafa doğru uzatıldı. Kolay boşaltım sağlamak için bidonun alt kısmına el ile kavrama bölmesi ilave edildi. Böylece nihai tüketiciye bidonu boşaltmak için eğdiğinde daha iyi boşaltmanın sağlanması sonucu bidon içinde kalabilecek artık yağın önlenmesi olanağı sunuldu. Ayrıca bu çalışma bir platform proje olarak yeni bir ürün ailesi oluşturulmasına da imkân verdi. Projenin ilerleyen safhalarında müşterimiz 10 LT bidon çalışmalarına da başlanmasını talep etti ve 10 LT bidon projesi de 2017 yılı içerisinde tamamlandı. Halen 3 farklı ürün bu proje kapsamında üretimde yer alıyor. 2017 yılı içerisinde tasarruf edilen malzeme miktarı 28.250 KG oldu. 20 LT plastik bidon ürünün imalatında kullanılan kalıp ve ekipmanları Sarten Ar-Ge Merkezinde tasarlandı ve üretildi. Firmamızın bu konudaki kalıp tasarım ve üretim kapasitesi projede kritik bir rol oynadı. Bu projeden yola çıkılarak bir başka iş ortağımız için plastik boya kovalarında benzer bir geliştirme çalışması yapılarak çevreci iyileştirmeler elde edildi. Sarten sosyal sorumluluk projeleri kapsamında ‘Yollar Sarten ile daha yeşil’ ve ‘Sarten Hatıra Ormanları’ projelerini yürütüyor. Tüm üretim süreçlerinde yapılan Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ile de daha çevreci bir üretimi sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Ayrıca tüm üretim süreçlerinde oluşan fireleri gerçekleştirdikleri geri dönüşüm projeleriyle tekrar kullanıma kazandırıyor. Sarten Hakkında Temelleri 1972 yılında Çorlu’da atılan Sarten Ambalaj 46 yıllık deneyimiyle bugün Türkiye’nin lider ambalaj üreticisi konumunda yer alıyor. Yurtiçi ve yurtdışında toplam 18 fabrikası bulunan Sarten, Türkiye’de Silivri, Gebze, Karacabey, Gemlik, Manisa, Ayvalık ve Adana’da 15, yurtdışında ise Bulgaristan, Rusya ve Hollanda’da 3 fabrikası ile faaliyetlerine devam ediyor. Sarten, endüstriyel ürünler, gıda, içecek, boya ve kozmetik ürünlerine uzanan geniş bir yelpazede metal ve plastik ambalaj üretimi yapmaktadır. Müşterilerine en hızlı şekilde, en kaliteli ürünü uygun fiyata sunmak misyonuyla hareket eden Sarten, yaklaşık 80 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Sarten inovasyon odaklı çalışmaları kapsamında Ar-Ge yatırımlarına sürdürülebilir bir şekilde devam ediyor. Silivri yerleşkesinde bulunan ve Mart 2017 tarihinde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onay alan “Sarten Ar-Ge Merkezi” ambalaj sektörünün ilk Ar-Ge merkezi olma özelliğine sahiptir. 2015 yılında dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden Japonya merkezli Mitsui, Sarten’in yüzde 15 ortağı olmuştur. Türkiye İlk 500 Sanayi Kuruluşu arasında 2017 verilerine göre 111’inci sırada yer almaktadır. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ilk 1000 İhracatçı araştırmasında 2017 verilerine göre 184’inci sırada yer almaktadır. Unilever 2010 yılında açıkladığı Sürdürülebilir Yaşam Planı çerçevesinde 1 milyardan fazla insanın sağlık ve esenliğini iyileştirmeyi, çevresel etkisini yarı yarıya azaltmayı ve tarımsal hammaddelerinin tamamını sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi taahhüt ediyor. Tüm dünyada çay tutkunlarının sevdiği lezzetleri bir araya getiren Lipton ise bu çerçevede “her gün daha iyi bir gelecek yaratma” hedefi doğrultusunda çalışıyor. Bu kapsamda 2010 yılından bu yana Doğu Karadeniz’in doğal zenginliklerini korumak, Türk çayını gelecek nesillere aktarmak ve her bir bardak çaya emeğini ve sevgisini katan çiftçilerin hayatında iyileştirmeler yapmak amacıyla Lipton Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi’ni gerçekleştiriyor. Çünkü ülkemizde 200 bini aşkın kişinin doğrudan geçim kaynağı olan çay tarımı, iklim değişikliğinin yanı sıra çay bitkisinin 100 yıllık ekonomik ömrünü doldurmak üzere olması, tarımsal ilaçların ve gübrelerin bilinçsizce kullanılması ve yanlış sulama teknikleri uygulanması sebebiyle tehdit altında. Lipton; sosyal, ekonomik ve çevresel başlıklar üzerine kurduğu kısa, orta ve uzun vadeli stratejileri kapsamında STK’larla iş birliği yapıyor, çay tarımına ve çay çiftçilerinin yaşantısına değer katmak için çalışıyor. Doğru tarım uygulamalarını anlatmak için düzenlediği eğitimleriyle 36 bin tedarikçi ve çiftçiye ulaşan, 2011’de Rize’de bölgenin ilk Toprak Analiz Laboratuvarı’nı, 2012’de katı atık toplama ve 2013’te atık su arıtma tesisleri açan Lipton, ayrıca bölge halkının sağlık sorunlarına yönelik olarak kanser taraması ve ergonomi projeleri gerçekleştiriyor. Proje gerçekleştirilirken bölgedeki çevresel sorunlar da dikkate alınarak ilgili paydaşlarla Katı Atık Tesisi ve Atıksu Arıtma Tesislerinin yer aldığı çözümler oluşturuldu. Fırtına Vadisi Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki en büyük doğal zenginliklerden bir tanesi. Kaçkar Dağları ile birlikte yüzlerce odunsu bitki, 130 kuş, 30 memeli ve tam 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Fırtına vadisi bu zenginliğiyle WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa’da acilen koruma altına alınması gereken 100 ormandan biri ilan edilmişti. Çay tarımında yaşanan sıkıntıları gündeme taşımak için iletişim çalışmaları da yapan Lipton, Türk çayının ömrünü uzatmak için kararlılıkla ilerliyor ve Türkiye’de 2018 yılına kadar, dünyada ise 2020 sonuna kadar tüm çay alımını sürdürülebilir kaynaklardan sağlamayı taahhüt ediyor. RainForest Alliance Lipton Türkiye hem global hem de yerel sürdürülebilir tarım yaklaşımına uygunluğu nedeniyle Türkiye’deki sertifikasyon çalışmalarını da Rainforest Alliance* (Yağmur Ormanları Birliği) ile gerçekleştiriyor. Ekonomik, çevresel ve sosyal çalışmalarıyla tüm fabrikalarında dünyanın önde gelen çevre kuruluşu olan Yağmur Ormanları Birliği’nin sertifikasını kazanan Lipton, çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği sertifikalı ülke oldu. Eğitim Lipton 3 fabrikasına kayıtlı yaklaşık 16.000 yaş çay üreticisi olan müstahsilini her yıl Rainforest Alliance standartları kapsamında eğitiyor ve denetliyor. Ayrıca fabrika çalışanları, hizmet sağlayıcılar, bölge köy ve mahalle muhtarları, yerel birçok kurum ve kuruluşa Sürdürülebilir Çay Tarımı yöntemlerini çeşitli faaliyetlerle anlatıyor. Doğru kayıt tutma, atık yönetimi, doğru çay tarımı uygulamaları gibi ekonomik; mesleki sağlık ve güvenlik, eşit haklar sağlanması gibi sosyal ve doğal hayatı koruma ve erozyondan korunma gibi çevresel konularda eğitimler vererek çiftçileri sürdürülebilir çay tarımı konusunda bilinçlendiriyor. Toprak Analiz Laboratuvarı Yaş çay tedarik ettiği müstahsilleri, toprak numunesi alımı ve doğru gübreleme uygulaması konularında eğiten Lipton, bölgenin ilk Toprak Analiz Laboratuarı’nı Rize’nin Pazar ilçesi Ziraat Odası ve DOKA (Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı) iş birliği ile 2012 yılında kurdu. Atık Su Arıtma Tesisi ve Katı Atık Tesisi Projesi Lipton’un Ardeşen’deki kamu ve tüzel kişilerle gerçekleştirdiği proje kapsamında kurulan katı atık tesisi, artık kendi ayakları üzerinde durabilen sürdürülebilir bir ekonomik sisteme son yıllarda kavuştu. Lipton 2013 yılında bölgedeki evsel atık sulardan kaynaklı kirliliğin hem sosyal hayatı hem de çay yetişen toprağı olumsuz etkilediğini tespit ederek atık su arıtma tesisleri projesine başladı. Marka bölgenin ilk biyolojik atık su arıtma tesisi olan Dikkaya Atıksu Arıtma Tesisi sayesinde su kirliliğinin toprak ve çevrede yaşayan 15 bin kişinin sosyal hayatları üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılmasına önemli katkılar yaptı. Sağlık ve Ergonomi Lipton bugüne kadar 11 ilçede 300 köye ulaşarak yaklaşık 12 bin kadına ücretsiz sağlık taraması yapılmasını sağladı. 2015 yılında gerçekleştirilen sağlık taramalarının kapsamını daha da genişletildi ve kadınlarda göğüs ve rahim kanserine ek olarak erkeklerde kolorektal kanser taramalarına başladı. Ayrıca Lipton bölgede çalışanların kas ve iskelet sistemi hastalıkları geliştirmelerinin önüne geçmek amacıyla ergonomik çay toplama ekipmanları geliştirilmesine katkı sağladı. Dosan Çay Fabrikaları Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı doğrultusunda Lipton çaylarının işlendiği Dosan Çay Fabrikaları’nda da daha az atık üreten ve daha az kaynak kullanan verimli sistemlerin kullanılması amaçlanıyor. Bu doğrultuda fabrikalarda yeni teknolojilerle revizyonlar yapılıyor ve önemli sürdürülebilirlik yatırımları gerçekleştiriliyor. Fabrikanın tüm operasyonlarında çevre ve atık yönetim sistemleri kullanılarak atıkların öncelikle kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve geri kazanılması hedefleniyor. Rize’deki üç fabrika da Unilever’in tüm dünyadaki 600’ü aşkın tesisi gibi çöplüğe katı atık göndermiyor. Ayrıca piyasaya sürülen ambalaj atıkları, yetkilendirilmiş kuruluş ÇEVKO iş birliği ile piyasadan toplanarak geri dönüştürülüyor. Vestel Beyaz Eşya tehlikeli atıkları % 95 azalttı 1997 yılında kurulan ve ilk buzdolabı üretimini 1999 yılında yapan Vestel Beyaz Eşya, faaliyetlerine bugün 7 farklı fabrikanın yer aldığı Avrupa’nın en büyük ve tek komplekste yer alan üretim merkezi, Manisa’daki Vestel City’de devam ediyor. Vestel Beyaz Eşya içindeki atık çeşitliliğinin yanı sıra bu atıkların toplanması ve taşınması büyük ve güçlü bir organizasyon yapısını gerektiriyor. Bu kapsamda gerek ofislerden gerekse üretim sahasından karakterizasyonlarına uygun şekilde ayrıştırılan atıkların en verimli ve en ekonomik şekilde toplanması ve taşınması gerçekleştiriliyor. Etkin çevre yönetimi atık yönetim sistemi ortaya konarak tüm çalışanların katılımı ile sağlıklı bir şekilde yürütülüyor. Vestel Beyaz Eşya’nın atık yönetim sistemi son olarak Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) tarafından düzenlenen Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri’nde Atık Yönetim Sistemi Uygulamaları kategorisinde ‘Vestel Beyaz Eşya Atık Yönetim Sistemi Projesi’ ile Yeşil Nokta Sanayi Ödülü’nü almaya hak kazandı. Atık kağıtlar 62 bin 851 ağacı kurtardı İzlenilen sistem ve gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları sonucunda, Vestel Beyaz Eşya olarak birim ürün başına düşen tehlikeli atıklarda son 5 yılda yüzde 95 ve birim ürün başına düşen tehlikesiz atıklarda son yılda yüzde 15 azalım elde edildi. Geri dönüşüm politikası sonucunda atık kağıtlar geri kazandırılarak son yıl 62 bin 851 ağaç kesilmekten kurtarıldı. Atık yönetiminin temel taşının atıkları kaynağında önleme veya azaltma olduğunun bilincinde olan Vestel, buzdolabı fabrikasında oluşan ana tehlikeli atıklardan fosfat çamurunu ortadan kaldırdı. Buzdolabı boyahaneleri yüzey işlem banyolarında, çinko fosfat kaplamadan nano teknolojisi olan zirkonyum kaplama metoduna geçilerek atığa kaynağında müdahele edilip atık fosfat çamuru oluşumu engellenmiştir. Kutu 2017’de 2 bin kişiye çevre eğitimi verildi 7 binden fazla kişi istihdam sağlayan Vestel Beyaz Eşya, işe yeni başlayan herkese çevre eğitimi veriyor. Çevreye en büyük zararın insan kaynaklı olduğuna farkındalık yaratmayı hedefleyen Vestel Beyaz Eşya, 2017 yılında da 2 bin kişiye çevre ve enerji bilinci eğitimi verdi. Eğitimlerde; Çevre Mevzuatı ve Çevre Yönetimi konularına değinildikten sonra, Vestel Beyaz Eşya’nın çevresel etkilerinin ne olabileceği ve nasıl kontrol edilebileceğini takiben, firmamızda uygulanan atık yönetim sistemi uygulamalarından, atıkların yaşam döngülerinden, çevreyi korumanın ve atık yönetim sistemini uygulamanın kazançlarından ve sürdürülebilirlik konularına vurgu yapılıyor. kutu Vestel Beyaz Eşya Atık Yönetim Sistemi ile… - Malzeme taşımalarında, 10 defa döngülü kullanılabilen akıllı palet uygulaması ile atık kağıt miktarı yüzde 10 azaltıldı. Ayrıca bazı plastik torbaların, karton paletlerin ve karton ayırıcılarının 3 defa döngü içinde kullanılması ile atık miktarında yüzde 25 oranında azaltma sağlandı. - 2017 yılında yapılan tasarım değişiklikleri ile buzdolaplarında daha az ham madde kullanarak çevreye olumlu katkılar sağlandı. - Göz sayısı artırımı, parça gramaj optimizasyonu ve parça tasarım optimizasyonları yapılarak 8 adet plastik enjeksiyon kalıbında, kapasite ve ömür kalıbı çalışması yapıldı. Bu çalışmalar sonucunda gerçekleştirilen iyileştirmeler neticesinde 87 ton daha az plastik ham madde kullanıldı. - Kullanım dışı kalan kalıpları hurdaya ayırmak yerine, yeni çelik imali için tekrar değerlendirilmesi ile çelik maliyetinden ve çelik ham madde geri dönüşümünden avantaj sağlandı. - Kazan yolluklarının tekrardan kullanılmasıyla yıllık yaklaşık 4.14 ton hammadde tasarrufu sağlandı. - Solo fırın, ankastre fırın ve ocak ürün gruplarında sürekli olarak ürün ham madde ve ambalajında, kaliteden ödün vermeden tasarruf elde edebilmek için yürütülen çalışmalar kapsamında 2017 yılında 266 ton sac, 4,5 ton EPS ve 1,78 ton plastik ham madde daha az kullanıldı. - Yapılan paketleme tasarım çalışmaları sayesinde ürünlerde kullanılan arka cross bar ve yan panel destek sacı metali kullanımı 1009 ton azaltıldı. - Yapılan akustik optimizasyon çalışmaları sayesinde ankastre ve solo ürünlerde kullanılan arka ve üst kapak PP malzemelerinin kullanımı 2.56 ton azaldı. kutu Strafor, naylon poşet, metaller ve kablolar nasıl değerlendirilir? Strafor (EPS) yüzde 100 geri dönüştürülebilen bir maddedir. Kırılma ve eritme işlemlerinden sonra takoz olarak satılmaktadır. Plastik atıklar öncelikle cinslerine göre ayrılarak geri dönüşüm işlemine tabi tutulur. İşletmeler bu parçaları doğrudan belli oranlarda, orijinal ham madde ile karıştırarak üretim işleminde kullanabildiği gibi; tekrar eritip katkı maddeleri katarak ikinci sınıf ham madde olarak da kullanabilir. Metaller temel olarak 2 grupta incelenebilir: İçinde demir bulunan metaller (Ferrous Metaller), içinde demir bulunmayan metaller (Nonferrous Metaller). Tesise kabul edilen atıklardan oluşan hurda metaller çeşidi ve yapısına göre ayrılır ve lisanslı geri kazanım tesislerine gönderilerek geri dönüşümü sağlanır. Kablo atıkları toplanarak ayrıştırılır, öğütülerek özgül ağırlık, hacim, sertlik, magnetik etkilenme vb. özelliklerine göre ayırma sistemi aracılığı ile PVC, bakır, pe, hdpe, gümüş, alüminyum gibi yeniden kullanılabilecek ürünlere dönüştürülebilir. Ayrımı yapılan bakır, gümüş ve alüminyum ise bakırdan imal edilen tüm mamullerde kullanılır. Atık değil, hammadde Hurdaya çıkmış plastikler atık olarak bertaraf tesislerine gönderilmektense, hammadde olarak kullanılıyor! Üretim bantları kaynaklı oluşan hurda plastikler fabrika içindeki kırıcı makinelerde kırılarak tekrar kullanılacak hale getiriliyor. Böylece hammadde kullanımında %40 azaltma elde edilip 9.6 milyon kg hammadde geri kazanımı kaynağında sağlanmış oluyor. Vestel Beyaz Eşya hem ambalaj atığını azalttı hem karbon ayakizini Beyaz eşya sektöründe Türkiye’nin 3 büyük üreticisinden biri olan Vestel Beyaz Eşya, bu ürünlerin son kullanıcılara sağlam şekilde ulaştırılması ancak paketleme kalitesini artırarak ‘sıfır atık’ hedefine yaklaşmak için Ar-Ge çalışmaları yapıyor. Bu çalışmaların sonucunda Vestel Beyaz Eşya’nın atık yönetim sistemi Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) tarafından düzenlenen Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri’nde Ambalaj Tasarımında Kaynak Azaltılarak Önleme Uygulamaları kategorisinde ‘Strafor Gramaj ve Yoğunluğun Azaltılması Projesi’ ile Yeşil Nokta Sanayi Ödülü’nü almaya hak kazandı. Beyaz eşyaların en kaliteli üretiminden sorumlu olan Vestel Beyaz Eşya, aynı zamanda bu ürünlerin güvenle ve sağlam bir şekilde son tüketiciye kadar ulaştırıldığından emin olmak zorunda. Bu sebeple, ürün paketlenmesinde ve ürünün korunmasında da vazgeçilmez malzemelerden biri olan strafor kullanılmakta. Hacimli bir atık olması sebebiyle toplanması maliyetli olan strafor, çoğunlukla perakende satış sisteminde olan malzemelerin ambalajlarında kullanıldığı için, atıklarının da verimli toplanması ve geri kazanımı zorlaşmakta. Bu doğrultuda Vestel Beyaz Eşya, toprağa, suya ve havaya karışması muhtemel bu atıkların miktarının azaltılması hedefiyle atık oluşumunu kaynağında azaltılmaya çalışılıyor. Esas kazanım ham madde kullanımında Vestel Beyaz Eşya, kullanmak zorunda olduğu ve ürünlerin taşıması sırasında en verimi malzeme olan straforun nasıl daha az gramaj ile yüksek dayanıklılık sağlayabileceğini araştırdı. Bu kapsamda üretilen tüm ürün gamlarında ambalajların ağırlıkları incelendi ve çeşitli Ar-Ge çalışmaları yapıldı. Vestel Beyaz Eşya fabrikalarının üretim kapasitesi göz önüne alındığında, ürün ambalajında yapılan strafor azaltımı çalışmaları ile ambalaj atıklarını büyük oranda azaltmıştır. Vestel Beyaz Eşya, ‘sıfır atık’ ve ‘karbon salımlarının azaltılması’ hedeflerine yönelik stratejiler de geliştiriyor. Strafor Gramaj ve Yoğunluğunun Azaltılması Projesi ile Vestel, sadece ambalaj atıklarını azaltmakla kalmıyor. Proje ile ilgili esas kazanım, ham madde kullanımındaki azalmadan kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra ham madde tedariği sırasında nakliyenin azalmasından dolayı karbon ayakizine de olumlu etkisi oluyor. kutu Paketlemeler nasıl değiştirildi? Paketleme malzemelerinden istenen beklenti öncelikli olarak, ürünlerin son kullanıcıya güvenilir ve doğru bir şekilde sevk edilirken, çevre kirliliği riskini azaltmak için minimum hacim ve kütlede kullanımını sağlamak. Bu kapsamda Strafor Gramaj ve Yoğunluk Azaltma Çalışmalarında amaç; - Çevre kirliliği riskini azaltmak için minimum hacim ve kütlede kullanım sağlamak, - Dayanıklılık konusunda yüksek performans, - Risk bölgelerinin koruma yüzeylerinin artırılmasını sağlamak, - Düşük riskli bölgelerde koruma yüzeyleri optimize ederek azaltmak, - Proses ve performans iyileştirme elde edilmiş ve malzeme miktarında tasarruf sağlamak. Buzdolabında üst strafor kaldırıldı: Yapılan çalışmalar neticesinde buzdolabı ambalajlarında kullanılan üst straforda dizayn değişikliğine gidildi. Üst yüzeylere, sadece istif esnasında yük uygulandığı için, paketleme malzemelerinden beklenen performans taşıma özellikleri yüksek olacak şekilde revize edildi. Kalınlık değerleri arttırıldı, kapladığı yüzey bölgeleri azaltıldı. Çalışma ile birlikte bir üründe gramaj yaklaşık yüzde 35 gramaj azaltıldı. Sadece bu çalışma sonucunda 2018 yılı için planlanan üretim kapasitesi ile strafor üretiminde kullanılan strafor ham maddesi EPS‘nin kullanım miktarında yaklaşık 110 ton/yıl azalma yaşanacağı hesaplanıyor. Paketleme komponentlerinin performans değerlerinde hiçbir değişim olmadan 2017 yılında yaklaşık olarak 43 ton/yıl malzeme kazancı elde edildi. Çamaşır makinesi straforları inceltildi: Ürünlerde kullanılan darbe sönümleyici alt straforlarının taban bölgelerine, makine tabanına temas etmeyecek ve darbelere karşı dayanıklı olacak şekilde tasarım optimizasyonu yapıldı. Yapılan çalışmalar ve testler sonucunda inceltilmiş yapının mevcut geometriyle aynı dayanımda olduğu görüldü ve tüm alt straforların geometrisi ince geometriye çevrildi. Böylelikle alt straforlarda kullanılan EPS miktarında azalma olması sağlandı. Köşe ve taban straforlarında yapılan parça tasarım iyileştirmeleri ve üretim prosesi iyileştirmeleri ile parça yoğunlukları 24 gr/dm3’ten 20 gr/dm3’e düşürülerek, parça gramajlarında 2017 yılında yaklaşık yüzde 8 azalma sağlandı. Bu çalışmalar sonucunda strafor üretiminde kullanılan strafor ham maddesi EPS’nin kullanım miktarında yaklaşık 488 ton/yıl azalma yaşanacak. Ankastre ürünler ve bulaşık makinesinde yeni kalıp yatırımı: Ankastre ürünlerde yapılan yeni kalıp yatırımıyla yılda 5,44 ton polistiren ham madde tüketimi engellendi. Bu çalışma ile kalıpta daha dengeli bir parça dolumu sağlanarak mekanik dayanımı arttı, aynı zamanda hurda oranı sıfıra çekildi. Bulaşık makinesinde yeni yapılan paketleme çalışmaları kapsamında ürünlerde kullanılan sac kullanımı iptal edildi. Yerine mevcutta da kullanılmakta olan strafor yüksek yoğunlukta ve dayanımda kullanıldı. Bu çalışma sonucunda yılda 1472 ton sac kullanımı iptal edildi.